Salı, Mart 29, 2005

"İhbarcı" (!) Doktor

Yeni TCK ve Sağlık Çalışanlarının İhbar Yükümlülüğü
KTÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hasta Hakları ve Sağlıklı Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaptığı açıklamada 1 Nisanda yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza Kanununun sağlık çalışanlarının suçu bildirim yükümlülüğü ile ilgili 280’inci maddesinin değişmesini istedi. Yeni TCK’nun evrensel hasta hakkı normları bakımından genel olarak olumlu iyileştirmeler getirdiğini belirten Özlü, şöyle konuştu: “Ancak, sağlık çalışanlarının görevleri sırasında karşılaşacakları suçları bildirme yükümlülüklerinin kapsamının aşırı genişletilmesi ve bu görevin ihmali halinde uygulanacak cezaların aşırı ağırlaştırılması oldukça sakıncalıdır. Mevcut Ceza Kanunumuzda sadece kişiler üzerinde işlenen suçların bildirilmesi zorunlu iken ve hastanın kendisi hakkında kovuşturmaya neden olacak bir suçun bildirilmesi zorunlu değilken; yeni Ceza Kanunu bu makul sınırlamaları kaldırmıştır. Suçun kapsamını aşırı genişlettiği gibi, önceden ön görülen hafif para cezasını da 1 yıla kadar hapis cezasına dönüştürmüştür.Bu hüküm bir suça bulaşmış hastaların hekime başvurmalarını ve tedavi olmalarını engelleyebilecek ve onların sağlıklarını tehlikeye atabilecektir. Oysa, suçlu da olsa herkesin ihtiyacı olan tıbbi bakıma ulaşabilmesi, evrensel bir hasta hakkıdır. Yine suça bulaşmış hastalar, bu durumlarının hekim tarafından bilinmemesi için gerçeğe aykırı yanıltıcı bilgiler verebileceklerdir. Bu da hekimin doğru teşhis ve doğru tedavi uygulamasını güçleştirecek ve mesleğinin icrasını engelleyecektir. Hekimin asıl sorumluluğu hastasını tedavi etmek, onun sağlığını düşünmektir. Kamu güvenliğine yardımcı olma sorumluluğu, bu görevin önüne geçmemelidir. Hasta hakları bakımından sakıncalı bulduğumuz bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesini beklemekteyiz.”
Haberin kaynağı:
Kendi hekiminden ihbarcı olmasını bekleyen zihniyete şapka çıkarmakla yetiniyorum...

Pazar, Mart 27, 2005

-13 Gün

2 haftadan az kalmış büyük (!) güne...
Sıkıldım artık, bitse de kurtulsam...
Otururken düşünüyorum da şöyle en rahatından bir yere girmek istiyorum ben galiba... Nöbetsiz, eziyetsiz, sakin, kalabalıklardan uzak... Böyle bir bölüm var mı ki?
Hem artık çok geç zaten, tercihler yapılıp da verileli aylar oluyor...
Stres kaynağı şu sınav bir geçse de, şöyle sere serpe bir uyusam... Tek isteğim uyumak benim galiba... Bu kadar uyku sorunu yaşayan biri olarak uykuyu armam da normaldir herhalde... Geceleri gözünü kırpma, sabah gün ışısın, herkes kalkarken sen yatağa gir... Böyle bir hayat da gerçekten garip oluyor... Gerçi fakülte günlerinde bu kadar bozuk değildi uyku düzenim, ne olduysa sonrasında oldu. Hepsinin kaynağı şu saçma sınav herhalde... Hayatımızın her döneminde o kadar sınanmaya alışmışız ki... Alışmak? Kabullenmek? Bilmiyorum artık ben de...
Canım sıkılıyor sadece, sessizce, günlerce uyumak istiyorum ben, başka da bir şey istemiyorum...

Pazartesi, Mart 14, 2005

Bayram Tebriği

Telefonuma Tıp Bayramı nedeniyle düşen SMS'lerden seçmece...
Sayın Doktor (benim adım), 14 Mart Tıp Bayramı'nız kutlu olsun. İyi Çalışmalar... (Dershane adı)
Kardeş, senin de kutlu olsun... (Anlaşılan benim gönderdiğime cevaben yazılmış bir arkadaş tebriği)
Sen mesaj attığında ambulansla (hastane adı)'ye hasta götürüyorduk. Umarım (aynı hastane adı) yazmamışsındır. Rezil bir yer! Senin de kutlu olsun... (Meşgul bir anında ve stres altında yazılmış bir SMS... Ayrıca adı geçen hastane tercihlerim arasında...)
Tıp Bayramı'n kutlu olsun. İnşallah seneye gerçek bir bayram kutlarız. Öptüm. (Aileden birinden SMS. En can sıkıcı tarafı da gerçek bir bayramın kutlanılabilmesi için uzman doktor olunma şartının aile içinde bile bir beklenti halinde olması... Grrrrrrrrrrrrr!!!)
SMS'ler uzatılabilinir... Ama uzatmanın anlamı yoktur.
Biriyle tanıştığınızda size ilk sorulacak sorulardan biri mesleğinizin ne olduğudur. Oldum olası nefret ederim bu sorudan, üniversiteye girdikten sonra nefretim bir kat arttı, şimdi mezun biri olarak artık bu soruya sıfır toleransımın kaldığını açıkça söyleyebilirim.
Soru: Ne iş yaparsınız? (Soruyu soran ses tonuna dikkat etmeli, öyle fazla ilgili görünmek olmaz, hiç ilgilenmiyormuş havası vermek hiç olmaz. Merakını hem saklayacaksın, hem gidereceksin.)
Cevap: Doktorum... (Soruyu soranın yüzüne dikkat edilecek anlardan biri... Hemen o anda kadın, erkek, çocuk, yaşlı hiç fark etmez, tepeden tırnağa cevabı veren güya hiç belli etmeden süzülür. Bir inanmazlık, kısa süreli bir şaşkınlık anı oluşur. Yüzde anlamı çözülemeyecek bir gülümseme (sırıtış?) belirir. "Senden doktor olsa ne yazar?" düşüncesi gözlerden okunur. Ama asıl eziyet bu andan sonra başlar.)
Soru: Ya, öyle mi? Peki ne doktorusunuz? (En gıcık olduğum soru... Ne demek yani bu? Deontolog'um desem anlayacak mı sanki... Hem sana ne? Ne doktoruysam, ne doktoruyum, sana ne? Niye merak ederler ki bunu?)
Cevap: (Uzmanlık alnına göre değişken... Ancak ya uzman değilseniz?) Ben pratisyenim... (Bunu söylemek de gıcık bir durumdur, çünkü arkasından, kısa süreli bir duraksama sonrası - muhtemelen soruyu soran, pratisyenin ne olduğunu anlamaya, hafızasının derinliklerini yoklayarak filanca tarihte filan kişiden duyup duymadığını kontrol etmeye çalışıyor o arada - ikinci bir soru geleceğini adınız gibi, hatta ondan daha da emin şekilde bilirsiniz...)
Soru: O ne doktoru oluyor? (Sorulacağını bildiğiniz soruyla karşı karşıyasınız işte... "Buyurun, burdan yakın..." durumu! Cevabını nasıl vereceğinizi asla bilmediğiniz bir sorudur bu da... Ne demek lazım şimdi burada?)
Cevap: Uzman olmayan doktor oluyor pratisyen, tıp fakültesinden mezun olunca aldığımız derece bu bizim... (Anladı mı acaba? Ama o da ne? Hemen soruyu soranın yüzünde bir değişiklik... "Bundan doktor olmayacağını biliyordum zaten..." bakışı... Öyle bir küçümseme hadisesi... Can sıkıcı bir sessizlik...)
Evet, oldum olası nefret ettim bu "Ne iş yaparsınız?" sorusundan...
Uzman olarak bu sorudan ve ona verilecek cevabı düşünmekten kutulmak istiyorum... Geri sayım sürüyor... -25 güne birkaç dakika sonra girilecek...
Hepin(m)izin Tıp Bayramı yeniden kutlu olsun...

14 Mart - Tıp Bayramı

Hepinizin (hepimizin mi yoksa?) Tıp Bayramı kutlu olsun... Neyi kutlayacaksak artık? -26 gün kaldığını mı?
Updated TOP 10 List is as follows:
1) Norway
2) United Kingdom
3) Albania
4) Former Yugoslavian Republic of Macedonia
5) Croatia
6) Serbia & Montenegro
7) Greece
8) Turkey
9) Lebanon
10) Romania

Cumartesi, Mart 12, 2005

-28 Gün

Ve son 28 gün... Geceleri rüyalarıma TUS soruları girer oldu... Gerçi ben geceleri uyumam, daha ziyade "Gündüzleri rüyalarıma sorular giriyor." demem gerekir herhalde. Kendine bakımı azalmış, gözler kan çanağı, iştahsız, kaç gündür traş olmamış bir halde... Tam sefil halde yani...

Geçse de şu sınav, kurtulsak bunlardan artık...

ESC'ye de 70 gün kalmış... 32 ülke itibarıyla TOP 10 listem şöyledir:

1) Yunanistan
2) İngiltere
3) Arnavutluk
4) Makedonya
5) Norveç
6) Romanya
7) Sırbistan - karadağ
8) Hırvatistan
9) Türkiye
10) Andorra

Çarşamba, Mart 09, 2005

-31 Gün

Geri sayımda son durum: -31 gün!!!

Çanlar bu sefer benim gibi olanlar için çalıyor...

Son dönemece girildi, artık son kozlar oynanıyor...

Kozların asıl kimin elinde bilindiği halde... :((

Sabır, sabır, sabır...

Ben eğlenemiyorum, siz de eğlenemeyin... (Ne kadar bencilce bir yaklaşım oldu, değil mi?) O yüzden sizlere ruh halime uygun hüzünlü şarkılar gönderiyorum:

Buyurun:

Chris de Burgh - The Same Sun

The Cranberries - Ode To My Family

Céline Dion - My Heart Will Go On

Noir Desir - Le Vent Nous Portera

Dinledikçe acı çekin, olur mu? :P

Salı, Mart 01, 2005

"Aslında Yalan"*

Tası tarağı topluyoruz, gidiyoruz şimdi... Nereye mi? Buraya! Sonra ne mi yapıyoruz? Önce müzik bölümüne gidiyoruz, oradaki 30 - 40 saniyelik tanıtımları dinleyip hayran kalıyoruz. Hayran kaldığımız şarkıları da sitenin sahibi ile temasa geçerek rica ediyoruz. Ve full hallerini dinleyip daha da seviyoruz... Şimdi daha pratik bir yol olarak, şarkıları direkt benden de isteyebilirdiniz ya da ben siteden indirmenize imkân tanırdım. Ama bunun nasıl bir tepkiyle karşılanacağını bilmediğimiz için, siz direkt birinci yolu deniyorsunuz ve oradan şarkıları temin etmeye çalışıyorsunuz...
Evet, şarkıları dinleyip hayran kaldıktan sonra (özellikle "Aslında Yalan" all time favourites listeme girmeye namzet bir şarkıdır) haberler bölümüne girerek geriye doğru gidiyoruz. Bir de ne görüyoruz? Eurovision Türkiye Finali'nden (hani denir ya) başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz fotoğraflar...
Fotoğrafları detaylıca inceledikten sonra teşekkür etmemiz gerektiğini hatırlıyoruz ve siteden çıkmadan önce ziyaretçi defterini imzalıyoruz... İşlem bu kadar. Hadi kolay gelsin...
NOT: Sitenin link'ini sağ alt köşede bir yere eklemiş olabilmeyi umuyorum... Yani garip bir şekilde eklenmemek için direndi de...
*Tüm hakları saklıdır.