<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343</id><updated>2009-02-21T06:27:01.241+02:00</updated><title type='text'>Absürdistan ya da Bir TUS'iyerin Anatomisi</title><subtitle type='html'>Düşüncelerin serbest akışı, abuklama sabuklama, adına artık ne deniyorsa, ondan işte ya da kısaca saçmalama ötesinde bir fikriyat neşriyatı...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>54</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114878057231995406</id><published>2006-05-28T03:48:00.000+03:00</published><updated>2006-05-28T04:42:52.336+03:00</updated><title type='text'>"Sanal Kişilik" Olmak</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İlginçtir, internet moda oldu olalı, yeni yeni sözcükler, söz grupları, vs. de kelime hazinemize eklenir oldu... Saymaya kalksak, yüzlercesini buluruz herhalde... Ama ben bu gece, bir tanesine takmış haldeyim: "Sanal Kişilik"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden çıktığını sormayın, aslında çok uzun zamandır aklımın bir köşesinde yer eder durur bu tanımlama... Geçenlerde de "sanal kişilik" olmakla itham edildiğim için, üzerinde yeniden kafa patlamanın uygun olduğunu düşündüm, e tabii ki en uygun mekân da sabuklamanın doruk yaptığı bu blog olurdu herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde ortam uygunken, birkaç satır çiziktirelim, hazır uykusuz gecelerin birindeyken, kafayı dağıtmak için iyi bir yol olur... Biraz da kendimizi kendimize anlatmış oluruz, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle başlayalım: "Sanal Kişilik" ne demektir? Efendim, şimdi bu sıfat tamlaması, genelde karşıdaki kişiyi aşağılamak adına kullanılır... "Sen ne bilirsin ki, altı üstü 'sanal bir kişilik'sin!" denilerek küçümseme yapıldığı hissettirilmeye çalışılır... "Her kim isen, ortaya canlı kanlı çık da boyunu posunu görelim." demeye gelir çoğu zaman. "Oturduğun yerden laf söylemek kolay, karşımıza çık da öyle konuş." anlamına da gelebilir... Ama ne demek olursa olsun, amaç, karşıdaki kişiye dedikleri, yaptıkları, görüşleri, vb. çoğaltılabilecek eylem ve düşüncelerinin önemsenmeye bile değmeyecek değersizlikte olduğunu belletmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki "sanal kişilik" başka ne anlamlara gelebilir? Üzerinde düşünürsek, eminim, yukarıdakinden farklı anlamlara çekilebilecek şeyler de bulabiliriz... Mesela, hemen şu anda aklıma gelenlerden biri, kişinin gerçek kimliğinin bilinmesini istemediği için ortaya çıkardığı "nick"lerden biri olması... Çok basit bir açıklama olduğu için, burun kıvırıp kabul etmeyecek değiliz. Değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet icat oldu olalı, en popüler kullanım alanlarından biri "chat" yapmak olmadı mı? İnsanlar sahte isimlerle, "nick"lerle birbirleriyle uzun uzun sohbet etmedi mi? O sırada, kimse kimseyi karşısında etten kemikten görmediği için eleştirme ihtiyacı duymazdı, küçümsemeyi aklına bile getirmezdi. Yozlaşan her şey gibi, zamanla, kendilerini "elit" ilan etmekte zarar görmeyen bir kısım internet kullanıcısı, gerçek hayatta görmediği, oturup iki çift laf etmediği kişileri "sanal kişilik" diyerek aşağılamaya ihtiyaç duydu. Bunu da en çok, karşısındaki kişi kendisinin haksız olduğunu, bir hata yaptığını yüzüne vurduğunda yaptı. Böylece karşısındaki kişinin dedikleri, görüşleri bir anda değersizleşiveriyor, önemsenmeyecek boyuta inebiliyordu. Vicdanlar bu şekilde rahatlayabiliyor, suçluluk duygusundan uzak kalınabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıdan bakıldığında, "sanal kişilik" olduğunu söyleyenler, son derece insani bir kendini korumaya alma davranışı sergiliyorlar. Onlara hak veriyorum yani, ama bu "sanal kişilik" olduğum için beni rahatlatmıyor. O yüzden açıklama yapmak zorunda hissediyorum kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylara girecek değilim. Sadece özetleme yapacağım. Şimdi - ismi lazım değil -, bir forumda, daha önce söyledikleriyle takdirimi toplamış bir forum üyesi, sonrasında dediklerinin tam tersini yapıyor, yani çark ediyor, üzerine de özür diliyor. Bunun üzerine, ben de - ne akla hizmetse artık -, çıkıp bu tavrı ayıplıyorum. Sonrasında üzerine hiç vazife olmayan bir başkası gelip bana cevap yetiştirme gafletinde bulunuyor. Daha doğrusu, cevap yetiştirebileceğini düşünüyor. E haliyle, sorun büyüyor. Devreye daha önce dedikleriyle beni dumura uğratmış forum yöneticilerinden biri giriyor ve kendi açısından haklı olduğu yorumlarında bulunuyor ve başlığı kilitleyiveriyor. Ne güzel bir çözüm! Cevap veremiyorsan, sustur. Sonra özel mesajlaşma yoluyla durum protesto ediliyor tarafımdan ve aldığım cevap akıllara seza "sanal kişilik" olduğum vurgusuyla sona eriyor. Denilecek şey o kadar çok ki aslında, ama bu yanıtın ardından, konuyu bu zihniyetteki biriyle sürdürmenin anlamsız olduğuna hükmederek sessizliği tercih ediyorum. "Maydanoz" ve "yalaka" konumundaki "avukat" arkadaş ise, forum yöneticisini o kişinin kendisinden daha fazla savunarak tipik bir "kraldan çok kralcı" tutumu sergiliyor. Ona da gerekli cevaplar, anlayabilme kapasitesi belli bir yaş grubunun seviyesine çekilerek anlatılmaya çabalanıyor tarafımdan. Ne kadar anladığını Tanrı bilir... Ya da anlayıp anlamadığını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece "sanal kişilik" olduğum tescillenmiş oldu. Şimdi oturup bunun için üzülsem mi, yoksa durumun komedi boyutunu göz önünde bulundurup gülüp geçsem mi? Ben kararımı çoktan vermiş haldeyim aslına bakılacak olursa. Yine de üzerinde düşünmeden olmuyor işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişinin gerçekte kim olduğunu onu görmeden, ona dokunmadan, onunla yüz yüze konuşmadan bilemez miyiz? Şart mıdır bire bir fiziksel temas, bir kişinin anlaşılabilmesi için? Daha da önemlisi, daha önce hiç görmediğiniz, hiç konuşmadığınız birinin görüşleri, savunduğu fikirler, arkasında durmaktan çekinmediği idealler gerçekten de değersiz, kaale alınmayacak, önemsenmeyecek seviyesizlikte midir? Yani, eğer biriyle daha önce karşılaşmadıysanız, onun söyledikleri bir anda değersizleşir mi? Tanımadığınız birinin sizi eleştiriyor olması ego'nuzu mu zedeler? "Bilinmeyen"den bu denli korkmanın altında yatan içsel çatışmanın kökeni ne olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorulacak soruların ardı arkası kesilecek gibi değil... Asıl merak ettiğim, "sanal kişilik" damgası vurmaktan çekinmeyen kişilerin kendilerinin de birer "sanal kişilik" olup olmadıklarının farkındalık dereceleri... Beni tanımayan bir kişiyi, herhalde benim tanımam söz konusu olamaz. O halde, "sanal kişilik" olarak nitelerken beni birileri, aslında kendilerini de aynı şekilde nitelemiş olmuyorlar mı? İronik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak şunu söylemek isterim: Bazen söylediklerimizin karşımızdakini kırabileceğini düşünmüyoruz galiba... O yüzden, kendimizi temize çıkarmak, suçluluk duygumuzu azaltmak, üstünlük hissetmek, vd. benzeri gerekçemiz ya da motivasyonumuz ne olursa olsun, "iki kere düşünüp, bir kere söylemek" düsturundan vazgeçmemeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, ders verir gibi şeyler yazmaktan nefret ediyor olsam da, bunu yazmazsam içimde kalır: Kiminle dans ettiğinizi sanıyorsunuz? LOL!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sanal kişilik" gibi bir tanımlamayı seve seve kabul edebilirim, "kişiliksiz" olmaktan yeğdir zira... Ayrıca bu nasıl bir narsisizmdir ki, kendisini tanıma isteği duymayan "diğerleri"ni "sanal" olarak küçümsemekten geri kalmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, cümlemizi ıslah etsin...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114878057231995406?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114878057231995406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114878057231995406' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114878057231995406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114878057231995406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/sanal-kiilik-olmak.html' title='&quot;Sanal Kişilik&quot; Olmak'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114832620097635360</id><published>2006-05-22T22:29:00.000+03:00</published><updated>2006-05-22T22:31:19.123+03:00</updated><title type='text'>Türkiye'den Ermenistan'a Giden 10 Puan Üzerine</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ermenistan'a verilen oyların altında başka sebepler arayan arkadaşlar olmuş, söz kalabalığı içerisinde kimin yazdığını unutmuşum, kusura bakmasın, ama soykırım gibi bir konuyu getirip de "Onlar bizim onlara soykırım uyguladığımızı söylüyorlar." diye Türkiye'den giden oyların altında yatanın, Almanya'da yaşayan Türkler'in Türkiye'ye verdiği oylardan farklı olduğu iddia edilmiş. Nasıl bir ilişki kurulmuştur burada, ben çözemedim. Biraz teferruat rica edelim de bizi bilgilendirsin. Ne farkı oluyor ikisi arasında? Türkiye'de yaşayan Ermeni kökenli vatandaşlarımız ile Almanya'da yaşayan Türk kökenli vatandaşlarımızın kendilerine tarihi, kültürel, etnik, dini, vs. pek çok açıdan benzeyen bir ülkenin temsilcisine oy vermesinde ne gibi bir ayrım olabilir? Ayrıca, bu düzeltmeyi yapmakta çok büyük önem görüyorum: Aynı yazıda Türkiye'deki Ermeni kökenli vatandaşlarımız için "azınlık" tabiri kullanılmış. Bu tamamıyla yanlıştır! Türkiye'deki "azınlık" tanımı Lozan Antlaşması'nın çerçevesinde çizilmiştir, azınlıklar sadece dini gruplara verilmiş bir nitelemedir, etnik köken kesinlikle gözetilmez. Buradan da anlayacağınız gibi, Ermeniler değil, Hıristiyanlar azınlık kabul edilebilir ancak T.C. sınırları dahilinde. Dolayısıyla güya politik sebepler öne sürerken, kullandığımız dile ve terimlere dikkat etmemiz gerekir. Kanbağı vesilesiyle bir grup vatandaşımıza bir nevi "Bize soykırımcı diyene nasıl oy veririsiniz vatan hainleri?" anlamına gelecek serzenişlerde bulunmak abes kaçar! Kaldı ki, adı soykırım mıdır, tehcir midir, henüz tartışmalı olan bir meseleyi burada hiç gündemde değilken tekrar tekrar ısıtıp masaya sürmenin de bu konuyu bir soykırım propagandası olarak kullanmakta beis görmeyen, tam da o vatan haini kabul edilebilecek kişilerin ekmeğine yağ sürmekten öteye gitmiyor da ne yapıyor? Bir de daha önce bir başlığa kopyalamıştım alıntıladığım metni, ama neresiydi tam hatırlamıyroum şimdi, şu "Ermeni diasporası" lafından da vazgeçmek lazım; malum "diaspora"nın etimolojik yönü göz önünde bulundurularak. Yoksa bilmeden onların istediğini kabul etmiş oluyoruz. Politik veya değil, hiç tartışmaya niyetim yok; sadece soykırım iddiaları, katil damgaları, vs. gündeme getirilip de en ilgisiz kısmından ESC ile birleştirilmeye çalışılınca dayanamıyorum. Yeter kardeşim bu nefret, barış istiyorsak barışı getirecek şartları da sağlamaya çabalamalıyız. Çabanın tek taraflı oluyor olması, bizlerin doğru olduğunu bildiğimiz bazı şeyleri yapmamıza engel değil. Hem yanlış olduğunu söyleyeceksin, Ermenistan'ın tavrını eleştireceksin, hem de kalkıp o beğenmediğin tavrı aynen sen ona uygulayacaksın! Bu ne menem tezattır, böyle mantıksız bir şey yapılabilir mi, arkasında durulabilir mi bunun? Ya Ermenistan'ın tavrını eleştirmeyeceksin, soykırım iddialarını önemsemeyerek karşı savlarını öne süreceksin her fırsatta yıllardır yapıldığı gibi; ya da "Artık yeter!" deyip, yanlış bulduğun tavrın aynısını kendin de yapmaktan vazgeçeceksin! Aynı tartışmaları uzak değil, daha geçen sene Yunanistan'a 12 puan verdiğimizde yaşamadık mı? Neymiş efendim, hep özverili olan taraf biz oluyormuşuz, Yunanistan bunu anlamıyormuş. Ne yani, ondan önceki senelerde, biz Yunanistan'ı çok mu sevdik de oylar yağdırdık? "İyilik yap, denize at..." diye giden Türk atasözünü, "Sana bir tokat atana diğer yanağını da dön!" diyen Hz. İsa öğretisini, İslamiyet'in hoşgörü anlayışını, Türk kültüründeki "Affetmek, büyüklüktür!" düsturunu bize öğretmediler mi? Ben öğrendim, sizleri bilemiyorum... Ama kan kokusunu aldığım iğneli, imalı sözler karşısında soğukkanlılığımı kaybediyorum istemeden, ne zaman bitecek bu nefret "siz"den olmayana karşı? Amerikan sinemasında "diğeri" temasıyla işlenen ve orta sınıf, beyaz, Amerikan erkeği sınıfı dışında kalan herkesi azınlık ya da olması gerektiği gibi olamamış, "çürük yumurta" kıvamında sunan senaryolardan yeterince izlemediniz mi? Kadın olmak, eşcinsel olmak, siyah olmak, alt sınıftan gelmek, vs. nasıl hep uzaylı, komünist, radikal dinci vb. kisveler altında sunulup duruyorsa izleyicilere, bizler de bunları "cık cık cık" nidaları altında eleştirip, eşitlikten, adaletten, özgürlükten bahsetmeyi seviyorsak sinema salonundan çıktığımızda; neden aynı doğruları, mesele, politize olmuş halkların birbirlerini oylar hale geldiği ESC'de yapamıyoruz? Durup düşünmek lazım... Ancak o zaman, ne yazdığımızı anlayabiliriz sanırım, ya da yazdıklarımızın gerçekte ne ifade ettiğini... Bu kadarı da herkes için yeterli olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114832620097635360?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114832620097635360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114832620097635360' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114832620097635360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114832620097635360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/trkiyeden-ermenistana-giden-10-puan.html' title='Türkiye&apos;den Ermenistan&apos;a Giden 10 Puan Üzerine'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114824618556497044</id><published>2006-05-22T00:14:00.000+03:00</published><updated>2006-05-22T00:16:25.566+03:00</updated><title type='text'>Sakis ve Hollandalı Sunucu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Sakis'le bayağı bir dalga geçti Hollandalı sunucu... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Saki Taki Tako" gibi bir şeyler geveledi bol bol... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir de Sakis'in eşcinsel olduğuna dair iddialar yüzünden, "Telefonumu şimdi mi vereyim, sonra mı istersin?" diye sordu imalı kaş göz hareketleriyle... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sakis çok bozuldu, sinirlendi, "Şimdi ver." dedi... Hatta "Eminim, 696969'dur." gibi bir şeyler söyledi... Malum, 69'un anlamını çağrıştırarak... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama Hollandalı adam hiç bozuntuya vermeden, "Yanlış, öyle değil." gibisinden bir şeyler söyledi. Sonra da bir telefon numarası verdi uzun uzun... Sakis tabii ki mosmor, sinirden yüzü asılmış haldeydi bu sırada... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hollandalı son darbesini de Türk - Yunan çekişmesini bir koz olarak kullanıp indirdi: "Türkiye'ye gururla 12 puanı veriyoruz!" Bunu kaçırmış olamazsınız...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114824618556497044?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114824618556497044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114824618556497044' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114824618556497044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114824618556497044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/sakis-ve-hollandal-sunucu.html' title='Sakis ve Hollandalı Sunucu'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114824553145684930</id><published>2006-05-22T00:04:00.000+03:00</published><updated>2006-05-22T00:05:31.470+03:00</updated><title type='text'>ESC Sonrası Birkaç Düşünce</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Aklıma takılan birkaç şeyi de ben yazayım...&lt;br /&gt;1. Finlandiya'nın kazanmasına neden kızılıyor ki? Şarkıyı beğenmemiş olabilirsiniz, rock sizin tarzınız olmayabilir, Lordi ESC ile dalga geçenlerden oy almış olabilir, puanlar şarkıdan ziyade maskelere ve sahnedeki ateşli gösteriye gitmiş olabilir... Bunların hepsi doğru, hiçbirini yadsımak haddimize değil. Ama bir de şu nokta var: Tele-voting döneminde oylama sırasında her ne kadar konu komşu oylaması mide bulandırıcı bir hal aldıysa da, hiçbir zaman birinci ülkenin hangisi olacağını değiştirecek boyuta gelmedi... O yüzden burada sayılan tüm karşı çıkma noktaları bir yana, Lordi'nin galibiyetindeki haklılık payı bir yana... Oylama sonucunda en çok beğenilen şarkı Finlandiya'dan geldi, kimsenin bu birinciliği karalamaya hakkı olmadığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;2. Tele-voting dönemi bitmiştir. Kimsenin şarkıyı dinleyip oyladığı filan yok, herkes politik olduklarından yakındığımız jürilerden bile daha politize halde oy gönderiyor. Almanya, Hollanda, Belçika, vs.de yaşayan Türkler şarkımıza oy yağdırırken vicdanımız yara almıyor da, Bosna-Hersek Sırbistan-Karadağ paslaştığında niye burun kıvırıyoruz ki? Buna hakkımız var mı? Hiç sanmıyorum. Tele-voting ile oylama yapılmadığını düşündüğüm yerlerden biri Monako. Monako'nun oy dağılımına bir bakalım... Genel oy dağılımından nasıl da farklı olduğunu görürüz herhalde. (Bu arada, bilmiyorum, Monako jüri ile mi oy verdi?) Bence jüriler kadar halkın oylama sistemi de şaibeli. Burada ara çözümlere ihtiyaç var: Tele-voting + jüri sistemine geçilsin... İlla eşitlik oluyorsa puanlamada, tele-voting'in üstünlüğü olsun.&lt;br /&gt;3. Türkiye'den Ermenistan'a 10 puan gittiğine niye üzülüyoruz, şaşırıyoruz, oy verenlerin vatanseverliğinden şüphe eder hale geliyoruz ki? Almanya'daki Türkler nasıl bize oy gönderiyorsa, bizdeki Ermeni kökenli vatandaşlar da Ermenistan'a oy göndermiştir. Bunda gocunacak taraf nedir, akıl sır erdiremiyorum. Geçen sene nasıl Helena Paparizou'nun kemençe namelerine oy yağdırdıysak, bu sene de Andre'nin şarkısındaki "hudey hudey"lere oy verdik... Anadolu ezgileri halktan oy almayacak da, kimden alacak, sormak lazım.&lt;br /&gt;4. İnsanların oy verirken dikkat ettiği şey şarkı filan değil, şarkının dili hiç değil. İnsanlar kendilerini eğlendirene oy veriyor. LT United oy aldığında sadece ESC'nin bittiğini kanıtlamak isteyen ve burada "anti-ESC" diye tanımlanan izleyicilerden oy almadı, göbeğini kaşıya kaşıya patates cipsi yiyen ve bira içen orta gelirli Avrupalı'dan da oy aldı. Çünkü LT United'daki adamlar bunları eğlendirdi, yüzlerinde bir gülümse yarattı. Hoşlarına gitti, grande toilette giyinmiş, para babası izlenimi veren, gözlüklü, göbekli, keltoş bir adamın öne fırlayıp deliler gibi kendinden geçmesine güldüler. Kim bilir, belki işyerlerindeki patronları geldi akıllarına, "O da böyle şeyler yapıyor mudur işten çıktıktan sonra?", diye düşündüler belki... İnsanlar gördüklerinden etkilenirler, onları etkileyen de her zaman jartiyerli kızlar olmaz, kimi zaman yerinde tepinen bir adam daha fazla etkileyicidir. Etkileyen kişi de mükâfatını oylar ile alır, durum Litvanya adına bu denli basittir bence. Hak etmişler midir, orası ayrı konu...&lt;br /&gt;5. Sanatçı görevlendirme sisteminden kesinlikle vazgeçilmemeli. Ulusal Final günlerini hiç özlemiyorum, görevlendirme ile çok daha profesyonel işlerin ortaya konduğunu gördük, zaten biliyorduk da bunu. Ve lütfen Türkçe konusundaki ısrardan vazgeçilsin artık... İnsanlar zaten şarkının diline önem vermiyor diye, anlaşılmaktan uzak sözleri kulaklarına dayamanın hiçbir mantıklı açıklaması olamaz.&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar, aklıma gelenleri sonra yine eklerim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114824553145684930?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114824553145684930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114824553145684930' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114824553145684930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114824553145684930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/esc-sonras-birka-dnce.html' title='ESC Sonrası Birkaç Düşünce'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114817411972018207</id><published>2006-05-21T04:03:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T04:16:11.786+03:00</updated><title type='text'>Oylama Sonrası...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Türkiye 11. oldu... Yine Yarı Fianl yolu göründü Türkiye'ye... Ama olsun, bu heyecanı yaşamaktı zaten amaç, sonucun daha iyi olması herkesi memnun ederdi, orası ayrı...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sibel Tüzün'e tüm emekleri için teşekkürler... En iyi şekilde temsil edildiğimizi düşünüyorum... Gerçekten profesyonelce hazırlanıldı bu sene ESC'ye... Gerek yurtdışı promosyon çalışmaları, gerekse ekibin profesyonel tutumu sayesinde...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;TRT, umarım bu sefer silkinip kendine gelir... İngilizce söylemekle ne gini bir zarar olabileceğini anlayamıyorum ben... Yarışma gecesi kaç ülkenin kendi dilinde şarkı söylediğini duymuyorlar mı acaba? Birinin Türkiye olması, ne kadar düşündürücü...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oylama üzerine diyecek söz yok... Yurtdışında yaşayan Türkler yeterince çalışmış, onu gördük... Teşekkürü onlar da hak ediyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yine de artık tele-voting'in suyunun çıktığına inanıyorum... "Komşuya oy gönderme" eğilim, tüm heyecanı silip götürüyor... Bir de puanlamadır esas heyecanı getiren ESC'ye... İlk yedi puanın birden tabloya yansıtılması, bu heyecanı azaltmaktan başka bir şeye yaramıyor ki! Son üç puanı kimin kime vereceğini zaten tahmin etmekte zorlanan yok... Evet, jüri oylaması da çığrından çıkmıştı, onu da gördük yıllarca... Yıllarca da jüri sistemine yüklenildi... Tele-voting + jüri sistemi gelmeli bence... Ya da bölgeler arası Yarı Final gibi bir şey... Komşu komşuya oy vermeyi sürdürdükçe, ne anlamı kalıyor ki yarışmanın?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Finlandiya, yıllar sonra ilk birinciliğini almış oldu... Şarkıyı seviyordum, ESC farklı bir tarzla karşılaşacak artık... Bir döneme damgasını vuran "ethno-pop"un artık bittiğinin işareti olarak yorumlanıyor Lordi'nin zaferi çoğu yerde... ESC'de artık moda "alternatif" müzik türleri olacaktır...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir sene boyunca yaşattığı heyecan nedeniyle ESC'ye de teşekkürler... Umarım, gelecek seneki katılımımız çok daha başarılı bir şekilde sonuçlanır... O zaman dek ESC fan'leri kendi aralarında tartışmayı sürdürecek, nasıl olup da Litvanya'nın bunca puan aldığını sorgulayacak, Silvia Night'ın Final'e çıkamamasındaki nedenleri sıralayacak, TRT'nin Eurovision politikasını eleştirecek, 2007'de Türkiye'yi kimin temsil etmesi gerektiği konusunda ahkâm kesip duracak, ısrarla tüm yarışmaları İstanbul 2004 ile kıyaslamayı sürdürecek, vs. Ama iyi ki de bunlar olacak... İyi ki de ESC var...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114817411972018207?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114817411972018207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114817411972018207' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114817411972018207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114817411972018207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/oylama-sonras.html' title='Oylama Sonrası...'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114817290547573648</id><published>2006-05-21T03:17:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T03:55:05.496+03:00</updated><title type='text'>Final Oylaması Öncesinde Yorumlarım</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İsviçre: Tek kelime yeterli: Kötü!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Moldova: Şarkıcıların paravanın ardında şarkı söyledikleri ilk kısımda sesleri çok kötü geliyor. Ayrıca dansçılar tam anlamıyla kel alâka! Solist kızın ha bire soyunması ise artık gına getiren şovlardan biri. Ayrıca Arsenium gerçekten detone oluyor yer yer. Kameraya öpücü göndermek bile kurtaramaz bu şarkıyı... Bir de bu şarkıyı kimin söylediği tam bir muamma: Arsenium mu, kız mı yoksa o rap'çi arkadaş mı?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İsrail: Tamamen gospel havasına bürünmüş şarkı. Bir ara kendimi siyahi Amerikan kilise korolarından biri dimliyormuşum gibi hissettim. Ayrıca Eddie Butler'ın sesi titredi kimi yerlerde. Bence rap ya da hip-hop söyleseydi, çok daha iyi puanlar toplayabilirdi. Şarkının ritmi de biraz değiştirilmiş, araya vurmalıların eklendiği bölüm güzel olmuş.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Letonya: Bu kadar bayık şarkıdan sonra hâlâ yarışmayı izleyen "non-fan" kişi kalmış mıdır acaba? Letonya, gerçekten çok itici. Cosmos robotu puan getirebilir. Ama, bu robotla birlikte sahnede yedi kişi olmuş olmuyorlar mı? Kabul etmek lazım, finalde havaya bıraktıkları kalp şeklindeki balon yaratıcı bir düşünceydi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Norveç: Kameraya bir başka güzel görünüyor Christine Gulbrandsen bu gece. Keman sesleri de büyülüyor. Hele o yerlerinde dans ederken keman çalıyor olmaları... Ne kadar seksi! Christine'in saçlarının rüzgârda dalgalanması ve eteğinin savrulması çok güzel... Bu kadar sade olup da bu kadar etkileyici olmayı başarabilmiş olmaları ayrı bir tebriği hak ediyor. Keman çalan kızların öne doğru yürüyüp birbirlerine dönmeleri ve keman çalmayı sürdürmeleri harika! Norveç bu parçayla ve şarkının bitirişindeki güzellikle bu sene iddialı!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İspanya: Şarkının girişinde kameraların solistlerin etrafında dönmesi çok güzel yansıyor ekrana... Ama gidip koltukta bacak bacak üstüne atmaları maalesef bir "Sharon Stone klasiği" değil! Koltuklarda o kadar vakit harcamaları da şarkıya durağanlıktan başka bir şey getirmiyor. Dansçılar kendi havalarında... Ama kamera hareketlerini çok başarılı kulladıkları bir gerçek...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Malta: Onca slow şarkıdan sonra sıranın Malta'ya gelmesi, bu şarkıya ilave bir şans getirebilir. Arkadaki ışık oyunları da şarkıya bir başka hareketlilik katmış. Akılda kalıcı sözleriyle Malta'nın şanslı olabileceğine inanıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Almanya: Ulusal Final'in benzeri bir koreografiyle sahnedeler. Oturarak yapılan "slow-mo can-can" şarkıya fazla bir getiride bulunmuyor kanaatimce... Ama şarkı gerçekten de çok "şeker" ve solistin toz pembe kostümünü savurup sahnede salınması da daha bir "şeker" hale getiriyor kendisini. Sonlara doğru şarkının biraz hareketlenmesi güzel... Country music ne denli başarılı olur ESC'de, göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Danimarka: Country'den sonra bir başka farklı tarzla daha, twist ile karşı karşıyayız bu sefer... Sidsel Ben Semmane bol bol kameraya söylüyor şarkısını, birden beliren erkek dansçı da düşünülürse Danimarka'nın çokça oy toplayabileceğini düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rusya: Dima Bilan yine muhteşem! Diyecek başka söz yok...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Makedonya: Kamerayı gerçekten çok iyi kullanmışlar... Yarı Final'den daha iyi vokal performans sergiliyor Elena Risteska. Seksapelini fazlaca değerlendirmesini de biliyor. Şarkının son bölümlerini kendi dilinde seslendirdi, ama bu durum hiç sırıtmadı bence...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Romanya: Karizmanın ne kadar gerekli bir şey olduğunu bu şarkıyla görmüş oluyoruz. Güzelim şarkının performansla nasıl harcanabileceğini de... Yine de şarkınnı hatrına, Romanya'ya sempati duymaya devam edeceğim...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bosna-Hersek: "Hayrettin"i izlemek için Bosna-Hersek sokaklarının boşalmış olmasına şaşırmamalı... Süper bir şarkı, olağanüstü bir performans! Sahnenin tepeden çekimleri de atmosfere bir başka güzellik katıyor, sanki binlerce yıldız altında "Leyla"sına serenad yapan "Mecnun"u izliyoruz... Bosna-Hersek birinciliği alabilir... Saraybosna 2007?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Litvanya: Salon yuhalamayla karşılıyor LT United'ı... Fazlasıyla da hak ediyorlar bunu bence. Aynı "şaklabanlık"ı ikinci kez izlemek zorunda kalıyoruz, ne acı! Ayrıca megafonlu adam bana Slobodan Milosevic'i hatırlatıyor, bundan dolayı da daha bir antipatik buluyorum Litvanya'yı galiba... Şarkının sonu yine yuhalama oluyor, iyi de oluyor!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İngiltere: Bülend ÖZVEREN'in bu şarkıyı - "Teenage Love" dese bile - sempatik bulduğunu öğreniyoruz. Ulusal Final performansının benzeri var sahnede. "Mini etekli okul kızı fetişizmi"ni besliyor da olsa, bu şarkı gerçekten güzel... Ayrıca tüm katılımcı ülkelerin bayrakları havaya savruluyor. Sanırım, Ulusal Final'den tek farkı da bu, performansın.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yunanistan: Salon resmen "çıldırmış" halde... Sahnede tek başına Anna Vissi! Olağanüstü bir performans! 12 puan! Gerçekten de "tezahürata ekleyecek hiçbir şey yok!", Bülend ÖZVEREN'in dediği gibi. Galiba Saraybosna 2007'yi unutup Selanik 2007'ye hazırlamalıyız kendimizi...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Finlandiya: Yeniden Cehennem'deyiz! Yeniden olağanüstü bir performansla karşı karşıyayız! Kesinlikle TOP - 3'te Finlandiya...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ukrayna: Şarkıyı söylerken Tina Karol çok eğleniyor, orası kesin. İzleyicilerin de eğlendiğinden hiç kuşkum yok... Ukrayna çok başarılı! Bitirişten sonraki tef sallamalı, kalça savurmalı bölüm, sanırım, Yarı Final'de yoktu...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fransa: Bana - nedense - İsrail 2005'i hatırlattı... İki tane birbirinden hareketli şarkıdan sonra çıkmış olmasından mıdır nedir, insana daha bir güzel geliyor bu slow şu anda. Öncesinde hiç de sevmemekle beraber, bu şarkıyı çok beğendim sahnede. Sesi de inanılmaz güzeldi Virginie Pouchain'in, tıpkı CD'den dinliyormuşuz gibiydi...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hırvatistan: Kemençe sesleri Türk kulağına yabancı gelmeyecektir. Severina bacaklarını sergilemekte en ufak "tasarruf"a gitmemiş. Şarkı ise karman çorman bir şey olmaktan öteye - her zamanki gibi - gidemiyor. Ama çokça oy toplayacağına düşünüyorum; çünkü performans çok güzel. "Balkan Ülkeleri Dans Müziği" kategorisine ise Bülend ÖZVEREN'in, tamamıyla katılıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İrlanda: Brian Kennedy yine dupduru sesiyle büyülüyor... Bravo!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İsveç: Burada da tek kelime yeterli her şeyi açıklamak için: Carola!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Türkiye: Carola'dan sonra Sibel Tüzün? Dezavantaj? "Let's feel the rhythm tonight!" dedi bu sefer arada... Bir nakarat da İngilizce söylendi... Sibel Tüzün harikaydı. Her şey için teşekkürler kendisine, sonuç ne olursa olsun...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ermenistan: Fazlaca sönük kaldı bu gece...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;10 oyum Yunanistan'a, 5 oyumsa Bosna - Hersek'e gitti bu gece...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114817290547573648?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114817290547573648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114817290547573648' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114817290547573648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114817290547573648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/final-oylamas-ncesinde-yorumlarm.html' title='Final Oylaması Öncesinde Yorumlarım'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114799018350688852</id><published>2006-05-19T01:07:00.000+03:00</published><updated>2006-05-19T01:09:43.506+03:00</updated><title type='text'>Yarı Final Sonuçları</title><content type='html'>- Rusya (10.)&lt;br /&gt;- Makedonya (11.)&lt;br /&gt;- Bosna - Hersek (13.)&lt;br /&gt;- Litvanya (14.)&lt;br /&gt;- Finlandiya (17.)&lt;br /&gt;- Ukrayna (18.)&lt;br /&gt;- İrlanda (21.)&lt;br /&gt;- İsveç (22.)&lt;br /&gt;- Türkiye (23.)&lt;br /&gt;- Ermenistan (24.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara kalbim duracak sandım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Litvanya'nın bu listede işi ne?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114799018350688852?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114799018350688852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114799018350688852' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114799018350688852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114799018350688852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/yar-final-sonular.html' title='Yarı Final Sonuçları'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114798999725737652</id><published>2006-05-18T23:54:00.000+03:00</published><updated>2006-05-19T01:06:42.130+03:00</updated><title type='text'>Oylama Öncesi Yorumlar</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ermenistan: Koreografi harika. İplerle yapılan o gösteri gerçekten güzel. Ancak Andre yer yer zorlandı ve "head microphone"un da aslında sıkıntı yaratabileceğini görmüş olduk sayesinde. Bu arda kızların o saçlarını savurmaları da etkileyici olmuş... Ama Final konusunda şüpheliyim...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bulgaristan: Gereksiz dans figürleri dolduruyor sahneyi. Ayrıca dansçı kızlar üçüz filan mı acaba? Bir de Aziz etek mi giymişti? Mariana'nın vokaline ise diyecek söz yok. Salondan da bayağı bir alkış aldı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Slovenya: Anzej'in sesi zaman zaman yetmedi. Kızlar da gereksiz kalabalıktan başka bir şey değil. Yine de şovun geneli sahnede iyi durmuyor değildi açıkçası.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Andorra: Jenny'yi görünce kafamda bir "femme fatale" görüntüsü oluştu hemen! O jartiyerler ve sandalyeli şov ise fazlasıyla "cabaret"lere has. ESC'ye hiç uymamış. Final için şans vermiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beyaz Rusya: Canlı, enerjik bir şov. Bu yönüyle şarkının zayıf yönlerini kapatmaya çalışmışlar anlaşılan. Yer yer aerobik gösterisine dönmüyor da değil sahne. Kucakta taşıma, yerleri tokatlama, bitti derken yeniden şarkının başlaması, takla atma, vs. Bakalım, Final için şansları olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Arnavutluk: Üç tane back vocal yerine geleneksel giyisili amcalardan çıkarsalar daha çok oy alırlardı diye düşünüyorum. İnsan biraz Moldova'nın ninesini örnek alır kendine. Şarkı ESC sahnesinde fazlasıyla "kro" ve kel alâka kalıyor maalesef. "Köy düğünü havası"nı Avrupalı sevecek mi, göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belçika: Şarkı başlamadan bile "salon yıkılıyor". Işın kılıcı mikrofonlar - kusura bakmasınlar ama - hiç yaratıcı değil. Kate Ryan'ın eteklerini daha fazla savurmaya ihtiyacı olabilir, şovu gördükten sonra böyle düşünüyor insan. Yarışma performansını görmeden önceki beklentilerim hayal kırıklığıyla karşılanmış oluyor böylece. Daha fazla rüzgâr makinesi, daha fazla etek savrulmaları ve daha fazla fireworks gerekiyor bu şarkıyı kurtarmak için anlaşılan. Ama yine de salonun tepkisi muazzam. Final'de Belçika'yı göreceğiz gibi duruyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İrlanda: Tüm bu şaşaalı gösterilerden sonra dupduru bir ses, dingin gitar nameleriyle İrlanda hemen arada fark ediliyor. Her ne kadar şarkının ilk etkilerinden uzun zaman önce kurtulmuş olsam da, bunca kargaşa arasında İrlanda klasik bayık slow'larından biriyle bu sene de Final için iddialı anlaşılan. Bryan Kennedy'nin yeşil gözlerine de çok güzel uyum sağlayan yeşil ışıklar ve arkaplan da etkileyici. Tek dizi yerde şarkı söylemek, işte budur! Slow bir şarkıda yapılabilecek en iyi gösteri! Yüreğe dokunan sesiyle Bryan Kennedy, salonu ve eminim ki TV başındaki izleyicileri de etkilemeyi başarmıştır. Hele uçan kameraya yan gözle attığı o yeşil bakışlardan sonra...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;G.K.R.Y.: İrlanda'dan sonra çıkması bir yana, canlı performansı başlı başına bir felaket Annete'in. Degajesini göbeğine kadar da açsa işe yaramaz gibime geliyor. Salonda destek ise kesintisiz hissediliyor. Zenci gırtlağı denen şeyin Annete'te olmadığını birilerinin kendisine en acilinden söylemesi gerekiyor. Hele o arkadaki back vocal ordusu, resmen şarkıya bir ilahi havası vermiş. R&amp;B ve gospel bir arada! Salon alkıştan "yıkılıyor" bile olsa, bu şarkının Final'e çıkması üzücü olur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Monako: Séverine gerçekten çok "şeker". Ama ESC'de Tahiti ya da Hawaii "havaları" estirmek ne kadar akıllıca ki? Gereksiz kucakta taşınma bölümleri şarkıya bir şey katamıyor maalesef. O "Grrrrrrrr!" kükremesini çıkarırken bile ne kadar "şeker" Séverine! Fazla şansı olduğunu sanmıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Makedonya: Büstiyerle çıkmış sahneye Elena. Seksi danslar ve bacaklar var sahnede. Ama ne yazık ki vokal performanstan o kadar tatmin olmadım şahsen. Işık oyunları ise ekrana güzel yansıtılmış. Şarkının ritmi biraz yavaşlatılmış mıdır nedir, sanki .mp3'leri daha hareketliydi. Özetle yeterince tatmin edici bir performans değil maalesef.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Polonya: Seyirci arasında söyleme fikri yaratıcı. Maskeli balo temalı gösterişli kıyafetler de öyle. Şarkı zaten fazlasıyla "catchy". Rüzgâr efektleri belki biraz kısılabilirdi. Almanca'yı yeniden duymak da - ilginç ama - etkileyiciydi. Dönen meşalelerin önünde, o altın, gümüş rengindeki kostümler, uçuşan saçlar ya da etek uçları çok estetik. Sahnede bir bebeğin olduğunu bilmek ve göstermek de sempati oylarını toplamak için iyi bir araç!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rusya: Şarkıdan önce yoğun seyirci tezahüratı dikkati çekiyor. Spor kıyafetler içinde Dima Bilan son derece rahat tavırlarla şarkısını söylüyor. Eliyle mikrofon ayağını fırlatması ilgi çekecektir. Ancak o balerinlere gerçekten de hiç gerek yok. "Zıplarken dahi şarkı söyleyebilirim." şovenizmine ise diyecek söz bulamıyorum. Piyano içerisinden çıkarılan bir üçüncü balerinin de koreografiye ilave katkılar yaptığı söylenemez. Yine de çok rahat tavırlar, kendinden fazlasıyla emin görünüm ve şarkının akıllarda kalıcı "beat"leri sayesinde Rusya Final'e zorlanmadan çıkacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Türkiye: Muhteşem! Ama İngilizce sözler nerede? Koreografi hiç sekmeden yerine getirildi. Gözleri gülüyordu sibel Tüzün'ün. Kendinden çok emindi. Çok da iyi "kıvırdı", helal olsun! Yıldız figürünün tepeden çekim görüntüleri gerçekten hoş olmuş. Ancak baştaki kalp atışları yeterince ekrana yansıtılmadı sanırım. Sibel Tüzün bir ara "I wanna hear you!" diyerek seyircileri aktif katılım için motive etti. Ayrıca eklenen hep beraber alkış tutma bölümü de çok güzel olmuş. Bitiriş ise bir başka güzel... Süper!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ukrayna: Girişteki o çığlık çok gereksiz! Ama sonrasında şarkının ritmi içinde insan kendini kaybediyor. Arka planda Kafkasya yöresine ait kostümler giymiş görünen dansçılar, modern danslardan semazenlerin kendi etraflarındaki dönüşleri ve hatta ip atlama egzersizlerine bile yer veriyorlar koreografilerinde. Tina Karol sempatikliğiyle herkesi etkiliyor, sesi olduğunu da uzun uzun "Heeeeeeeey!" diye bağırarak gösteriyor. Son anlardaki tefler de orijinal olmuş. Ukrayna kesin Final'de!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Finlandiya: Lordi, Cehennem'i sahneye getirmiş. Fin şapkası da Mr. Lordi'ye çok yakışmış açıkçası. ESC de nihayetinde rock gibi rock gördü sahnesinde. Hepimize hayırlı uğurlu olsun. Şimşekler de dozajında, alevler de. Finlandiya güle oynaya Final'e! Aksi takdirde o kanatlarıyla Mr. Lordi uçup gelir de hepimizi "ham yapar" alimallah. Ve şov sona ermiyor bir an olsun! Elektrogitarlar birer meşaleye dönüşüyor, arka planda ateşten yel depğirmenleri peydah oluyor. Lordi, Finlandiya'ya birinciliği bile getirebilir bu performanstan sonra.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hollanda: Ulusal Final şovunun az biraz modifiye edilmiş haliyle Treble sahnede! "Amambanda" kızları da kıvırmak konusundaki hünerlerini esirgemiyor izleyicilerden. Ancak müzikal altyapı neredeyse hiç duyulmuyor. Dahası arada derin iç çekişler içinde olduklarını görüyoruz hanım kızların. Açık olan şu ki, bu performansla Final zor, hatta çok çok zor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Litvanya: Başlarken sağdan dördüncü amca geç kalıyor adımlamaya. Bu şarkıyı sevebilecek birileri var mıdır gerçekten? Akıllara zarar! Megafona mikrofon uzatmak da hangi süper zekânın aklına gelmiş acaba? Hele o ana kadar en ciddi görünümü veren gözlüklü amcanın öne fırlayıp "çivileri gevşettiğini" göstermesi ne kadar tahammül edilebilir ki? Bir "joke entry" için bile fazlasıyla "joke" kaçıyor bu bağırış çağırış Umarım, diplerde sürünürler...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Portekiz: Hayret, Bülend ÖZVEREN, Portekiz'den oy aldığımızı söyledi! Şarkıya gelirsek, daha başlarda kızlardan biri ilk "verse"ten hemen sonra erken giriyor şarkıya. Kostümleri ise Barbara Dex Ödülleri'ne fazlasıyla layık. Portekiz, bu sene de Final yüzü göremeyecek, orası kesin!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İsveç: Carola büyülüyor! Rüzgâr makinesi eteklerini uçuştururken Carola büyülemeye devam ediyor. Kendinden o kadar emin ki! Işık oyunları muhteşem! Sahneye çok yakışıyor Carola. Özgüven, işte böyle bir şey! Ulusal Final'dekine benzer büyük beyaz bayraklar dalgalanıyor arkada... Carola, Carola, Carola! Hissederek şarkı söylemek budur! İsveç gümbür gümbür Final'de!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Estonya: İsveç'ten sonra sahneye çıkmak, maalesef İsveçli de olsa Sandra'nın işini kolaylaştırmayacak. Abartısız bir şekilde sesini sergiliyor Sandra. Sakin, kendi halinde, sadece şarkı söylemek için gelmiş sahneye Sandra. Gözünü çıkarmadan şov nasıl yapılır, onu gösteriyor diğer sanatçılara. Biraz örnek alınsa keşke... Final şansı ise zayıf.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bosna - Hersek: Onca gürültüden sonra ruha dokunan keman nameleriyle Hari Mata Hari, siyah fon üzerinde beyaz mum alevleri ve bembeyaz kostümleriyle Bosna - Hersek büyülüyor... Şarkının tüm desenine işlemiş olan o hüzün, sahneden bire bir ekran başındakilere iletiliyor. Sonrasında da salon coşuyor haliyle... Bosna - Hersek, bir başka Zeljko Joksimovic mucizesiyle Final'e koşaradım geçecek! Basit tutmak da bir şarkıyı etkileyici kılabiliyor demek ki... Bravo Bosna - Hersek! Yalnız keşke o sonlardaki kol kola girip öne yürüme kısmı olmasaymış... Fazlaca iğreti duruyor ESC sahnesinde... Şarkı bittikten sonraki alkış ise kıyamet gibi!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İzlanda: Silvia Night sahneye çıkmadan önce bir yandan yuhalanıyor, bir yandan alkışlanıyor. Bir de ilk erkek vokaller neydi öyle? Rüküş ötesi ve abartılı tavırlarıyla Silvia Night sahnede koreografisini "başarı"yla tamamlıyor. Rezalet! ESC'yle böylesine dalga geçen bir şarkının Final'e çıkması utanç verici olur. Şarkı bittiğindeyse, gene yarı yuhalama, yarı alkış duyuluyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ve benim 10 oyum Bosna - Hersek'e gitti!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114798999725737652?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114798999725737652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114798999725737652' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114798999725737652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114798999725737652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/oylama-ncesi-yorumlar.html' title='Oylama Öncesi Yorumlar'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114797916642481674</id><published>2006-05-18T21:56:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T22:06:06.436+03:00</updated><title type='text'>"Uyumlu Olun, Mutlu Olun"</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;TRT'nin her sene ESC öncesi yayınladığı reklam kuşağında ne garip reklamlar çıkıyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir zımba reklamı vardı ki, tarihi bir fenomendi... Delta Zımba!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu seneyse "Uyumlu Olmak" moda herhalde...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ve ESC potpurisiyle yayın başlıyor...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114797916642481674?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114797916642481674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114797916642481674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797916642481674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797916642481674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/uyumlu-olun-mutlu-olun_18.html' title='&quot;Uyumlu Olun, Mutlu Olun&quot;'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114797844079736513</id><published>2006-05-18T21:51:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T21:54:54.176+03:00</updated><title type='text'>SMS No: 3002</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Basit bir A4 kağıda, renkli tükenmez kalemle yazılıp da ekranlara tekrar tekrar yansıtılmasında herhangi bir sakınca - daha da ötesi utanma - görülmeyen 3002 numaralı SMS numarası da her seneki gibi hatırlatıldı...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Meltem YAZGAN'ın dediği gibi "uzun senelerdir devam eden tele-voting" için SMS numaraları önemli...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her oy 5 SMS veya 10 kontör değerinde... Yine de paraya kıymaya değer...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Canlı yayında Atina'dayız...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Go "Superstar"!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114797844079736513?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114797844079736513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114797844079736513' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797844079736513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797844079736513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/sms-no-3002.html' title='SMS No: 3002'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114797821618205518</id><published>2006-05-18T21:48:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T21:50:16.183+03:00</updated><title type='text'>Jüri Tanıtımı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Her zamanki "klasik" anlayışla TRT jürisi tanıtılıyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yarısı profesyonel, yarısı halktan oluşan TRT jürisine umarım hiç ihtiyaç kalmaz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yıllardır yeteri kadar çekildi bu jürilerden...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Back-up" olarak kalmaları temennisiyle... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hele sunumdaki o viyola espirisi yok muydu Meltem YAZGAN'ın... Akıllara zarar... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114797821618205518?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114797821618205518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114797821618205518' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797821618205518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797821618205518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/jri-tantm.html' title='Jüri Tanıtımı'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114797804977690482</id><published>2006-05-18T21:44:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T21:47:29.776+03:00</updated><title type='text'>Bülend ÖZVEREN Yorumları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bülend ÖZVEREN beklenen yorumlarını yine yapıyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belçika, İrlanda, Monako, İrlanda, İsveç, Türkiye, Bosna - Hersek, Ukrayna ve Ermenistan ya da Arnavutluk'un Final için şanslı olduğunu söyledi...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Türkiye için olumlu konuştu...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ayrıca her sene yapılan "yurtdışındaki vatandaşlarımızın oy verebilmesi için kendi ülkelerindeki TV kanalından oylama numaralarını öğrenmeleri gerektiği" hatırlatmasında bulunuldu...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet, oy vermeyi unutmayın!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114797804977690482?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114797804977690482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114797804977690482' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797804977690482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797804977690482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/blend-zveren-yorumlar.html' title='Bülend ÖZVEREN Yorumları'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114797780901506061</id><published>2006-05-18T21:40:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T21:43:29.030+03:00</updated><title type='text'>Canlı Canlı Eurovision</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Şu anda TRT'de Eurovision yayını başlamış halde...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Klasik Meltem Yazgan tanıtımlarından birini daha dinledikten sonra "biraz hareketlenmek için" şarkımızın video'sunu izliyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sırada back-up jürinin tanıtımı ve Bülend Özveren'le klasik Eurovision öncesi canlı telefon bağlantısını, muhtemelen o telefon konuşmasında da ısrarla yinelediği yanlışlardan biri olan "Portekiz'in Türkiye'ye tarihinde hiç oy vermemiş olduğu"nu dinleyeceğiz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama önemli değil...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ESC heyecanı başladı...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Türkiye'ye oy vermeyi unutmayın...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114797780901506061?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114797780901506061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114797780901506061' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797780901506061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114797780901506061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/canl-canl-eurovision.html' title='Canlı Canlı Eurovision'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-114764407444130367</id><published>2006-05-15T00:33:00.000+03:00</published><updated>2006-05-15T01:01:14.460+03:00</updated><title type='text'>Sibel Tüzün ile Eurovision</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yeni bir Eurovision heyecanı yaşanacak bu perşembe ve cumartesi günleri... Çoktandır heyecanın yaşanageldiği kısmını görmezden gelirsek tabii... Aylar öncesinden başlayan ülke finalleri, şarkıcı seçimleri fazlasıyla heyecana sebep olmuştu zaten... Dinleye dinleye ezberler hale geldiğimiz onca şarkının birbirleriyle yarışacak olması nasıl da iple çekilir hale geldi... Sona yaklaştıça beklemek daha da zorlaşıyor... Kafamızda istediğimiz şarkıların girdiği final tablosu hayalleriyle uyuyoruz uzunca süredir, playlist'imiz hep aynı şarkıları gösteriyor haftalardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sene Sibel Tüzün ve şarkısı "Süper Star" ile temsil ediliyoruz. Adının ilk açıklandığı günlerdeki coşku, "büyük gün" yaklaştıkça endişeli bir bekleyişe dönüşüyor. Sibel Tüzün'ün kalitesi, sesi belli, kendisini tanıtmaya ihtiyaç duyulmayacak biri. Çıkardığı albümlerin hepsini ortalamanın üzerinde bulmuşumdur, Türk pop müziğine unutulmayacak şarkılarla da katkıda bulundu, bugün dinlenip ertesi hafta unutulup gidecek olan sıradan şarkılarla da... Artık önemi yok bunların hiçbirinin. Geçen sene Gülseren'i yerden yere vurmakta beis görmeyen medya ahalisi, Sibel Tüzün için de çok hayırlı şeyler söylemedi açıkçası, arada gelen birkaç destek sözü de fazlasıyla cılız kaldı her zamanki gibi... Ama bu da önemli değil artık, kendisini temsil eden sanatçıya bile bu denli sert eleştiriler getirmekten geri kalmayan sözde "toplumun sözcüleri" konumundaki medya çalışanları, görevlerini başarıyla yerini getirmenin gururunu evlerinde rahatça yaşamayı sürdürebilirler... Eurovision'u seven azınlık, Sibel Tüzün'ü desteklemeye devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her gün provalardan gelecek haberleri merakla takip ediyor, nerede nasıl bir değişiklik olacak diye şarkının son halini dört değil kırk kulakla birden dinliyor, sahnedeki koreografiyi el kamerasıyla yapılmış düşük kalitedeki, son derece kötü ve beceriksizce çekilmiş görüntülerden çözmeye çalışıyor. İyi bulduğu en ufak koreografik element karşısında yerinden sevinçle fırlıyor. Kimi zaman da üzülüyor, neden el mikrofonu kullanmak konusunda ısrar edildiğini soruyor, kamera dansçıların etrafında dönse mi daha iyi olur yoksa tepeden tek plan çekim mi yapılsa o esnada, onu tartışıyor... Tanyeli mi göbek atacak sahnede, yoksa Sibel Tüzün mü kıvıracak en Türk usulünden, onunla uğraşıyor... Henüz açıklanmamış sürprizin ne olduğunu merak ediyor, herkesin kafasından bir fikir çıkıyor, en uçuğundan, "Bak, burada doğru söylüyor bu arkadaş." türü mantıklısına kadar...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama hepsi önemsiz bir noktadan sonra... Katılan şarkıcı kim olursa olsun, söylenen şarkı ne olursa olsun, önemli olanın katılmak, bir şeylerin parçası olmak olduğunun fark edilmesi gerekiyor galiba... Israrla bunun bir şarkı yarışması dışında bir şey olmadığını unutmamak da. Ne ülkelerin geniş kültürel hazinelerinin birilerine empoze edilmesi amaç, ne de kafatasçı zihniyetle oy vererek iyi de olsa tarihteki anlaşmazlıkları hatırlayıp oy vermekten uzak durmak... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi temsilcisi Türkiye'ye geldiğinde, TRT tarafından kabul edilmediğinde yaşananlar da utanç verici, Okan Bayülgen'in programına katıldığında üzerine basa basa Rum olduğunun vurgulanması da... Lastik toka taktığı için eleştirilen Kate Ryan kadar, o tip bir üslupla bunu söyleyen Bülent Ersoy da suçlu addedilmeli... Neyin nerede söyleneceğini unutmuş görünen Okan Bayülgen de Treble'ı konuk ettiği hafta...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yine de önemsiz her şey... Bir şarkı yarışmasına katılınıyor eninde sonunda... Ülkenin de tanıtımı yapılıyor, oh ne âlâ... İyi bir sonuç, hepsinden çok istenilen olur tabii, itirazımız yok ona, ama öncesinde destekleyip arkasında olunduğu mesajıyla sırtı sıvazlanarak katılsa bir kere de temsilcilerimiz böylesi bir organizasyona... İşte en iyisi, en önemlisi de bu galiba...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Perşembe gecesi yarı finalde yarışıyor Sibel Tüzün... Umarım finale de çıkabilecek... Provalar ümit verici görünüyor, şarkı orada da beğeniliyormuş, öyle yazılıyor çoğu yerde... Umarım doğrudur. Profesyonel bir ekip temsil ediyor ülkemizi bu sene, bundan sonra da böyle olabilmesi adına desteklenmesi lazım Sibel Tüzün'ün her iki oylama gecesi de... Bizler buradan, Türkiye'den, oy veremiyoruz ama, yurtdışında olup da oy verebilecek herkesin oyuna ihtiyaç var...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kim kazanır bilinmez, önemli de değil zaten. Yeter ki, iyi olan kazansın. Oy verirken sadece şarkıya bakılarak verilsin, başka hiçbir şeye değil... Bir de bizim istediğimiz gibi olsun tüm sonuçlar, daha ne isteriz ki, değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-114764407444130367?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/114764407444130367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=114764407444130367' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114764407444130367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/114764407444130367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2006/05/sibel-tzn-ile-eurovision.html' title='Sibel Tüzün ile Eurovision'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111885226731057922</id><published>2005-06-15T19:09:00.000+03:00</published><updated>2005-06-15T19:18:20.680+03:00</updated><title type='text'>Soner Arıca - "Benim Adım Aşk" (2005)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Daha iyisini yapabildiğini bildiğiniz biri size kapsitesitesinin altında ürünler sunuyorsa ne hissedersiniz?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben sadece soruyorum, bir cevap bulmak zorunda da değilsiniz...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama bu soru Soner Arıca'nın son albümü &lt;strong&gt;"Benim Adım Aşk"&lt;/strong&gt;ı dinlediğim her seferde yeniden aklımdan geçmeden durmuyor. &lt;strong&gt;"Yaşıyorum"&lt;/strong&gt; gibi bana kalırsa Türk pop müziğinde çıkılabilecek en üst noktaya çıkabilmiş bir albüm yapabilmiş bir sanatçının vasat bir albüme imza atmış olmasından üzüntü duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Albümde yine çok güzel şarkılar var, görmezden geliyor değilim. Kaldı ki "Öksürse albümünü alırım." diyen hayran kitlesinden geliyorum. Ama bu demek değildir ki, her ortaya konulan eseri sonuna kadar seveceğiz, hepsinden aynı tadı alacağız. "Kim bilir, belki de hata tamamen bendedir, günümüzün müzik anlayışına ayak uyduramıyorumdur." diye düşünmeden edemiyorum. Ama sonra da böyle düşündüğüm için hiçbir pişmanlık duymadığımı hissediyorum... Ben bugünlerde bize sunulan tamamen elektronik altyapılı parçalardan, duygu ve anlam yoksunu sözlerden, birbirinin kopyası melodilerden hoşlanmıyorum ki, neden pişman olayım? İşte bu yüzden özgün olduğunu hissettiren, gerçekten yüreklere hitap eden sözler yazan, şarkılarının düzenlemesi ve melodik yapısıyla "piyasa müziği"nden farklı ve bu ortama yenilik getirici işler katan Soner Arıca'yı seviyordum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bazen sevmek yetmiyor ama, çünkü bazı engellerin aşılamadığını görüyorum, üzülüyorum, farklı olduğunu düşündüğüm Soner Arıca da giderek piyasanın içinde diğerleriyle aynı olma yolunda ilerliyor. Üzülüyorum, kendi yolundan ayrıldığını görüyorum, oysa onu bu kadar sevdiren sebep kendine ait bir yolu olmasaydı... Bu yol sayesinde &lt;strong&gt;"En Güzel Serüven", "Yaşıyorum", "Her Şey Yolunda"&lt;/strong&gt; ile buluşabilmiştik. Hepsi birbirinden güzel onlarca şarkı dinletti bize Soner Arıca, teşekkürlerimiz eksik edilmiyor elbette, ama nedense artık aynı heyecanı hissettirmiyor sevenlerine. &lt;strong&gt;"Şarkılar Var", "Kusursuz Aşk", "Hatıram Olsun" &lt;/strong&gt;eski günlerin yerini dolduramıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Benim Adım Aşk" &lt;/strong&gt;da dolduramıyor maalesef... Gittikçe büyüyen bir boşluğa neden oluyor, uzaklaşıp kayboluyor. Soner Arıca'yı sevenlerse üzüldükleriyle kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Albümde bulunan parçalar şöyle:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;1. Allah Korusun Seni&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;2. Akşam Olmadan Gel&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;3. Her Şey Güzel Olacak&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;4. Zor Bela&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;5. Dön&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;6. Fark Edemedim&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;7. Benim Adım Aşk&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;8. Sen Giderken&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;9. Beni Unutma (Erol T. Mix)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;10. Yüreğim Üşüyor&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;11. Beni Anlamadın&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;12. Bitti&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;13. Biz (Şarkı)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;14. Biz (Şiir)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;15. Beni Unutma&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;16. Allah Korusun Seni (Remix)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu albümde Selami Şahin (1, 2) ve Metin Özülkü (4, 6) parçalarını seslendiriyor Soner Arıca. Ayrıca Radyo D'de Micheal Show adlı bir program yapan Mihalis Kuyucu da "Bitti" (12) isimli şarkıya söz yazmış, "Beni Unutma" (9) da bir cover. Aranjör olarak daha önce de Soner Arıca ile çalışmış olan Volga Tamöz, Erhan Tekyıldız, Can Özyiğit, Erol Temizel ve Tansel Doğanay'ın isimlerine rastlıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Soner Arıca'yı Soner Arıca yapan noktaların başında elbette yazdığı slow şarkılar gelir. Ben bunun yanı sıra albümdeki enstrümanların da çok etkili olduğunu düşünürüm, neyi son derece başarılı kullanırdı mesela. O yüzden bu albümde neyin hiç kullanılmamış olması şaşırtıcı, bir o kadar da ne büyük bir değişim içerisinde, dolayısıyla daha önce bahsettiğim "kendi yolundan çıkma" konumuna gelmede etkili olduğunu göstermesi açısından önemli. Ben Türk müziğine has enstrümanları pop müzikte başarılı şekilde kullanan Soner Arıca'yı özlüyorum, parçalarındaki neyleri, kemençeleri bağlamaları, udları, kanunları özlüyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu albümde ise klarnet var, inanılmaz güzel kullanılmış, insanın yüreğine işliyor cidden. Bu konuda koskocaman bir tebriği hak ediyor Soner Arıca. Keza, gerçekten çok beğendiğim buzukiler var, albümdeki Yunan parçasını (12) düşününce şaşırmıyor insan buzukiye ama, kullanım gerçekten çok güzel...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yine de kulaklarım neyleri aramadı değil... "Deniz Gözlüm"deki, "Seviyorum"daki, "Bu Mu Sevda"daki, "Kapını Çalan Benim"deki neyleri unutmak mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Albümde benim en beğendiğim şarkılar şunlar:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Allah Korusun Seni"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Akşam Olmadan Gel"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Dön"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Sen Giderken"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Yüreğim Üşüyor"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Biz"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Soner Arıca'yı cayır cayır elektro gitarlar arasında şarkı söylerken görür müyüz acaba? Albümde yer yer duyulan elektro gitarlar, böyle düşündürüyor bana. Daha önce de "Ayrılık"ta elektro gitarlar vardı diye hatırlıyorum, o zaman da düşünmüştüm aynı şeyi... Ben açıkçası bir kere de böyle bir şarkıda dinlemek isterim Soner Arıca'yı... Madem değiştikçe değişme yolunda, oldu olacak birkaç da rock parça yorumlasın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tek başına albümü almaya yeterli sebep olan şarkı sözlerine değinmeden geçmek olmaz. Yine kalbini kağıda dökmüş Soner Arıca, nasıl bir hissetmektir bu, insan şaşmadan edemiyor...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nasıl&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;"...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sevme beni, sevdalardan vurgunlar yedim&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bana çok gördüğün aşkı sen ellere ver&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Terk edilişim ilk değil, alışır gönlüm&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sevilmeden sevmek var ya, o daha beter&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;..."&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;derken herkesin içinde bir yerlere dokunmayı başardıysa yıllar önce "Beni Bırakma"yla, aynı şeyi yine pek çok kez başarıyor bu albümdeki sözleriyle...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir sana yandım, yine sende ölürüm&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yolda bir iz bırak, ben o yolda yürürüm&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ben sana yandım, yine senle ölürüm&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yolun alev olsa, ben senle yürürüm&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;..."&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;diyor örneğin "Yüreğim Üşüyor"da, ya da&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;"...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Gitsen de, silsen de beni kalbinden&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yer etsen kendine yeni aşklarda&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Tek gerçek, dönmem ki verdiğim sözden&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Tek aşksın, hep duracak baş ucumda&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;..."&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;diye yazıyor "Sen Giderken"de.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Belki De Hiç Unutmadım" isimli romanında da geçen "Kusursuz Aşk" nasıl beğenildiyse bir şiir olarak, en az onun kadar beğenilecek "Biz" şiiri için de ayrıca tebrik etmek lazım Soner Arıca'yı.&lt;br /&gt;Bir tarafıyla "olgunluk dönemi" tabir edilen konumda bir albüm var önümüzde, bir tarafıyla da "eskiye özlem"in maalesef sürdüğü bir albüm. Düşünmeden edemiyorum, "İnsan hep beğendiği albümüyle mi hatırlamak ister sanatçıları, hep o yüzden midir eskilerle yenileri kıyaslama merakı? Ve hep o yüzden midir "eski"yi özlemeye doyamamak?"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçenlerde bir arkadaşımı eleştiriyordum, "Sen bu şarkıcının fan'i olduğun için bazı gerçekleri görmüyor, duyamıyorsun." diye sevdiği bir sanatçının albümünün bende yarattığı hayal kırıklığını ona açıklamaya çalışırken... Şimdi kendimi görüyorum o arkadaşımın yerinde. Hem çok sevdiğim bir sanatçının albümünden bahsediyorum, hem kötü tarafları olduğunu objektif olarak söylemek gerekliliğine inanıyorum, hem de bunları söylersem bir nevi "ihanet etme" halet-i ruhiyesine girdiğimi hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;O yüzden bunca yazdığım şeyi aslında hiç okumadan geçmek ya da okuduktan sonra hemen unutmak belki en iyisidir. Ne de olsa kendi kararını kendi vermeli insan...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama dediğim gibi, ben ilk sorumda takılıp kalmış haldeyim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daha iyisi varken, azıyla yetinmek gerekli midir? Işın Karaca ve Sezen Aksu'nun kulakları çınlasın: "Yetinmeyi Bilir Misin?" :wink: &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111885226731057922?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111885226731057922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111885226731057922' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111885226731057922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111885226731057922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/06/soner-arca-benim-adm-ak-2005.html' title='Soner Arıca - &quot;Benim Adım Aşk&quot; (2005)'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111689187151773565</id><published>2005-05-24T02:17:00.000+03:00</published><updated>2005-05-24T02:45:24.736+03:00</updated><title type='text'>Yol verin, ben geliyorum...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hmmm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman olmuş buraya birkaç satır çiziktirmeyeli... Yazalım o zaman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler oldu bu arada? Düşünmek lazım... Hmmm... Önem sırasına koymaya gerek yok, dahası neyin kime göre önemli olduğu da nasılsa değişir... O halde akla ilk geldiği haliyle başlayalım yazmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şu TUS artık mazi meselesi... Nihayet! İnsanın başında devamlı bir "Demokles'in Kılıcı" hissetmesi, ne de olsa, takdir edileceği üzere, hoş bir duygulanıma yol açmıyor... Stres, stres ve stres... Ama nihayetinde geçti bu baş belası durum da... İstediğim bir yerde, istediğim bir uzmanlık eğitimi alacağım... Şükür ki uzun süre yeniden bu TUS benzeri sınavlarla uğraşma derdim kalmamış bulunuyor... Artık gerçek işimi yapacağım için de hem seviniyorum, hem de garip bir heyecan sarıyor bedenimi... Ne de olsa şimdiye kadar her şey, öğrenci birinin gözüyle değerlendirilmişti, bu andan sonra öğrenci olmak fiilen sona erip de öğrendiğim şeyleri uyguluyor olacağımı düşünmek biraz da korkutucu aslında... Karmaşık duygular işte... Alışacağız herhalde, tabii biraz vakit gerekiyor her şey için... Bunu geçelim şimdilik, gecenin bu saatinde böyle can sıkıcı detaylarla uğraşmak niyetinde değilim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ESC de artık mazi olmuş durumda... Nedense beklediğim kadar heyecanlanmadığım bir Final gecesi izlemiş olmanın verdiği hayal kırıklığına alınan sonucun da çok iç açıcı olmaması eklenince unutmak isteyeceğim anıların arsına özenle paketleyip kaldıracağım 50. senesini organizasyonun... "Komşu" Yunanistan'ı tebrik etmeden geçmek olmaz tabii... Her ne kadar favorim değildiyse bile Helena Paparizou, Final gecesi oy bile gönderdim kendisine. Çok güzel bir sahne şovu vardı, belki paketleyip kaldırmadan organizasyonu, Yunan şovunu aradan çıkarıp, tekrar izlemek adına, bir köşeye ayırmak lazım... Aslında Gülseren'in şovunu da çıkarmak lazım o paketten galiba... Düşündüm de paketlemeyi filan unutmak en iyisi galiba, ne kadar "Yeterince heyecan verici değildi." desem de, ESC işte! Her şeyiyle bir bütün! Bir parçasını ayırmak mümkün olmuyor benim için, öylesine tutkunu olmuşum bunun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atina'da olmayı çok istiyorum, geçenlerde bir forumdaki "Ne yapmazsanız gözünüz açık gider?" türündeki bir soruya "ESC'yi canlı canlı salonda izleyemezsem." diye yazdım... Ne komik, üstünden günler geçmeden Atina gibi burnumuzun dibi sayılabilecek bir şehirde bir ESC organizasyonu düzenleneceğini öğreniyorum... Tanrı, gözümün açık gitmemesi için beni kolluyor olmalı... Gerçi, burnumun dibi Atina'ya gitme planlarım, İstanbul'daki orgnizasyona bile gidememiş olmanın sert gerçekliği karşısında mutlaka sükût-u hayale uğrayacak... Talihsiz olmak kaderimde var ne de olsa, çoğu zaman belaları üzerime çekmek için özel bir mıknatısla kaplı olduğumu filan düşürdürten bu talihsizlik hadisesi, eminim "Komşu" ziyaretini de sekteye uğratacaktır... O yüzden beklentileri şimdiden, henüz bir yıl varken bile yeni ESC'ye, düşük tutmakta fayda var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma yazacak bir şeyler gelmiyor nedense, sayfaya gelmeye gelmeye yazma isteğim de körelmiş sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında şu başlığı da değiştirmenin vakti geldi, ne de olsa TUS'iyer olduğum günler - şükür - geride kaldı... "Acemi Bir Asistanın Güncesi" nasıl bir isim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önce temmuzu beklemek lazım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılın, ben geliyorum!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111689187151773565?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111689187151773565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111689187151773565' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111689187151773565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111689187151773565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/05/yol-verin-ben-geliyorum.html' title='Yol verin, ben geliyorum...'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111205232795153629</id><published>2005-03-29T02:23:00.000+03:00</published><updated>2005-03-29T02:26:39.316+03:00</updated><title type='text'>"İhbarcı" (!) Doktor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Yeni TCK ve Sağlık Çalışanlarının İhbar Yükümlülüğü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;KTÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hasta Hakları ve Sağlıklı Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaptığı açıklamada 1 Nisanda yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza Kanununun sağlık çalışanlarının suçu bildirim yükümlülüğü ile ilgili 280’inci maddesinin değişmesini istedi. Yeni TCK’nun evrensel hasta hakkı normları bakımından genel olarak olumlu iyileştirmeler getirdiğini belirten Özlü, şöyle konuştu: “Ancak, sağlık çalışanlarının görevleri sırasında karşılaşacakları suçları bildirme yükümlülüklerinin kapsamının aşırı genişletilmesi ve bu görevin ihmali halinde uygulanacak cezaların aşırı ağırlaştırılması oldukça sakıncalıdır. Mevcut Ceza Kanunumuzda sadece kişiler üzerinde işlenen suçların bildirilmesi zorunlu iken ve hastanın kendisi hakkında kovuşturmaya neden olacak bir suçun bildirilmesi zorunlu değilken; yeni Ceza Kanunu bu makul sınırlamaları kaldırmıştır. Suçun kapsamını aşırı genişlettiği gibi, önceden ön görülen hafif para cezasını da 1 yıla kadar hapis cezasına dönüştürmüştür.Bu hüküm bir suça bulaşmış hastaların hekime başvurmalarını ve tedavi olmalarını engelleyebilecek ve onların sağlıklarını tehlikeye atabilecektir. Oysa, suçlu da olsa herkesin ihtiyacı olan tıbbi bakıma ulaşabilmesi, evrensel bir hasta hakkıdır. Yine suça bulaşmış hastalar, bu durumlarının hekim tarafından bilinmemesi için gerçeğe aykırı yanıltıcı bilgiler verebileceklerdir. Bu da hekimin doğru teşhis ve doğru tedavi uygulamasını güçleştirecek ve mesleğinin icrasını engelleyecektir. Hekimin asıl sorumluluğu hastasını tedavi etmek, onun sağlığını düşünmektir. Kamu güvenliğine yardımcı olma sorumluluğu, bu görevin önüne geçmemelidir. Hasta hakları bakımından sakıncalı bulduğumuz bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesini beklemekteyiz.”&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Haberin kaynağı: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.medimagazin.com.tr/haber_32392.html?PHPSESSID=08d3022873f0011708a93bc7a7e8e9ad"&gt;http://www.medimagazin.com.tr/haber_32392.html?PHPSESSID=08d3022873f0011708a93bc7a7e8e9ad&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kendi hekiminden ihbarcı olmasını bekleyen zihniyete şapka çıkarmakla yetiniyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111205232795153629?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111205232795153629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111205232795153629' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111205232795153629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111205232795153629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/ihbarc-doktor.html' title='&quot;İhbarcı&quot; (!) Doktor'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111188792118378144</id><published>2005-03-27T04:38:00.000+03:00</published><updated>2005-03-27T04:45:21.186+03:00</updated><title type='text'>-13 Gün</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;2 haftadan az kalmış büyük (!) güne...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sıkıldım artık, bitse de kurtulsam...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Otururken düşünüyorum da şöyle en rahatından bir yere girmek istiyorum ben galiba... Nöbetsiz, eziyetsiz, sakin, kalabalıklardan uzak... Böyle bir bölüm var mı ki?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hem artık çok geç zaten, tercihler yapılıp da verileli aylar oluyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Stres kaynağı şu sınav bir geçse de, şöyle sere serpe bir uyusam... Tek isteğim uyumak benim galiba... Bu kadar uyku sorunu yaşayan biri olarak uykuyu armam da normaldir herhalde... Geceleri gözünü kırpma, sabah gün ışısın, herkes kalkarken sen yatağa gir... Böyle bir hayat da gerçekten garip oluyor... Gerçi fakülte günlerinde bu kadar bozuk değildi uyku düzenim, ne olduysa sonrasında oldu. Hepsinin kaynağı şu saçma sınav herhalde... Hayatımızın her döneminde o kadar sınanmaya alışmışız ki... Alışmak? Kabullenmek? Bilmiyorum artık ben de...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Canım sıkılıyor sadece, sessizce, günlerce uyumak istiyorum ben, başka da bir şey istemiyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111188792118378144?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111188792118378144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111188792118378144' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111188792118378144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111188792118378144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/13-gn.html' title='-13 Gün'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111083429315144674</id><published>2005-03-14T22:39:00.000+02:00</published><updated>2005-03-14T23:04:53.163+02:00</updated><title type='text'>Bayram Tebriği</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Telefonuma Tıp Bayramı nedeniyle düşen SMS'lerden seçmece...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sayın Doktor (&lt;em&gt;benim adım)&lt;/em&gt;, 14 Mart Tıp Bayramı'nız kutlu olsun. İyi Çalışmalar... &lt;em&gt;(Dershane adı)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kardeş, senin de kutlu olsun... (Anlaşılan benim gönderdiğime cevaben yazılmış bir arkadaş tebriği)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sen mesaj attığında ambulansla &lt;em&gt;(hastane adı)&lt;/em&gt;'ye hasta götürüyorduk&lt;em&gt;. &lt;/em&gt;Umarım&lt;em&gt; (aynı hastane adı&lt;/em&gt;) yazmamışsındır. Rezil bir yer! Senin de kutlu olsun... (Meşgul bir anında ve stres altında yazılmış bir SMS... Ayrıca adı geçen hastane tercihlerim arasında...)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tıp Bayramı'n kutlu olsun. İnşallah seneye gerçek bir bayram kutlarız. Öptüm. (Aileden birinden SMS. En can sıkıcı tarafı da gerçek bir bayramın kutlanılabilmesi için uzman doktor olunma şartının aile içinde bile bir beklenti halinde olması... Grrrrrrrrrrrrr!!!)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;SMS'ler uzatılabilinir... Ama uzatmanın anlamı yoktur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biriyle tanıştığınızda size ilk sorulacak sorulardan biri mesleğinizin ne olduğudur. Oldum olası nefret ederim bu sorudan, üniversiteye girdikten sonra nefretim bir kat arttı, şimdi mezun biri olarak artık bu soruya sıfır toleransımın kaldığını açıkça söyleyebilirim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Soru:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Ne iş yaparsınız?&lt;/em&gt; (Soruyu soran ses tonuna dikkat etmeli, öyle fazla ilgili görünmek olmaz, hiç ilgilenmiyormuş havası vermek hiç olmaz. Merakını hem saklayacaksın, hem gidereceksin.)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Cevap:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Doktorum...&lt;/em&gt; (Soruyu soranın yüzüne dikkat edilecek anlardan biri... Hemen o anda kadın, erkek, çocuk, yaşlı hiç fark etmez, tepeden tırnağa cevabı veren güya hiç belli etmeden süzülür. Bir inanmazlık, kısa süreli bir şaşkınlık anı oluşur. Yüzde anlamı çözülemeyecek bir gülümseme (sırıtış?) belirir. &lt;em&gt;"Senden doktor olsa ne yazar?"&lt;/em&gt; düşüncesi gözlerden okunur. Ama asıl eziyet bu andan sonra başlar.)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Soru:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Ya, öyle mi? Peki ne doktorusunuz?&lt;/em&gt; (En gıcık olduğum soru... Ne demek yani bu? Deontolog'um desem anlayacak mı sanki... Hem sana ne? Ne doktoruysam, ne doktoruyum, sana ne? Niye merak ederler ki bunu?)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Cevap:&lt;/strong&gt; (Uzmanlık alnına göre değişken... Ancak ya uzman değilseniz?) &lt;em&gt;Ben pratisyenim...&lt;/em&gt; (Bunu söylemek de gıcık bir durumdur, çünkü arkasından, kısa süreli bir duraksama sonrası - muhtemelen soruyu soran, pratisyenin ne olduğunu anlamaya, hafızasının derinliklerini yoklayarak filanca tarihte filan kişiden duyup duymadığını kontrol etmeye çalışıyor o arada - ikinci bir soru geleceğini adınız gibi, hatta ondan daha da emin şekilde bilirsiniz...)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Soru:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;O ne doktoru oluyor?&lt;/em&gt; (Sorulacağını bildiğiniz soruyla karşı karşıyasınız işte... &lt;em&gt;"Buyurun, burdan yakın..."&lt;/em&gt; durumu! Cevabını nasıl vereceğinizi asla bilmediğiniz bir sorudur bu da... Ne demek lazım şimdi burada?)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Cevap:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Uzman olmayan doktor oluyor pratisyen, tıp fakültesinden mezun olunca aldığımız derece bu bizim...&lt;/em&gt; (Anladı mı acaba? Ama o da ne? Hemen soruyu soranın yüzünde bir değişiklik... &lt;em&gt;"Bundan doktor olmayacağını biliyordum zaten..."&lt;/em&gt; bakışı... Öyle bir küçümseme hadisesi... Can sıkıcı bir sessizlik...)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet, oldum olası nefret ettim bu "Ne iş yaparsınız?" sorusundan...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzman olarak bu sorudan ve ona verilecek cevabı düşünmekten kutulmak istiyorum... Geri sayım sürüyor... -25 güne birkaç dakika sonra girilecek...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hepin(m)izin Tıp Bayramı yeniden kutlu olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111083429315144674?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111083429315144674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111083429315144674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111083429315144674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111083429315144674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/bayram-tebrii.html' title='Bayram Tebriği'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111076068580229208</id><published>2005-03-14T02:34:00.000+02:00</published><updated>2005-03-14T02:38:05.806+02:00</updated><title type='text'>14 Mart - Tıp Bayramı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hepinizin (hepimizin mi yoksa?) Tıp Bayramı kutlu olsun... Neyi kutlayacaksak artık? -26 gün kaldığını mı?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Updated TOP  10 List&lt;/strong&gt; is as follows:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;1) Norway&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2) United Kingdom&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;3) Albania&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;4) Former Yugoslavian Republic of Macedonia&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;5) Croatia&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;6) Serbia &amp;amp; Montenegro&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;7) Greece&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;8) Turkey&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;9) Lebanon&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;10) Romania&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111076068580229208?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111076068580229208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111076068580229208' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111076068580229208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111076068580229208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/14-mart-tp-bayram.html' title='14 Mart - Tıp Bayramı'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111060136520802561</id><published>2005-03-12T06:02:00.000+02:00</published><updated>2005-03-12T06:22:45.210+02:00</updated><title type='text'>-28 Gün</title><content type='html'>Ve son 28 gün... Geceleri rüyalarıma TUS soruları girer oldu... Gerçi ben geceleri uyumam, daha ziyade "Gündüzleri rüyalarıma sorular giriyor." demem gerekir herhalde. Kendine bakımı azalmış, gözler kan çanağı, iştahsız, kaç gündür traş olmamış bir halde... Tam sefil halde yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçse de şu sınav, kurtulsak bunlardan artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESC'ye de 70 gün kalmış... 32 ülke itibarıyla TOP 10 listem şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Yunanistan&lt;br /&gt;2) İngiltere&lt;br /&gt;3) Arnavutluk&lt;br /&gt;4) Makedonya&lt;br /&gt;5) Norveç&lt;br /&gt;6) Romanya&lt;br /&gt;7) Sırbistan - karadağ&lt;br /&gt;8) Hırvatistan&lt;br /&gt;9) Türkiye&lt;br /&gt;10) Andorra&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111060136520802561?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111060136520802561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111060136520802561' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111060136520802561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111060136520802561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/28-gn.html' title='-28 Gün'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-111032465544187377</id><published>2005-03-09T01:22:00.000+02:00</published><updated>2005-03-09T01:35:31.886+02:00</updated><title type='text'>-31 Gün</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Geri sayımda son durum: -31 gün!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanlar bu sefer benim gibi olanlar için çalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemece girildi, artık son kozlar oynanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozların asıl kimin elinde bilindiği halde... :((&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabır, sabır, sabır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben eğlenemiyorum, siz de eğlenemeyin... (Ne kadar bencilce bir yaklaşım oldu, değil mi?) O yüzden sizlere ruh halime uygun hüzünlü şarkılar gönderiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyurun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/800650/The_Same_Sun.mp3.html" target="_blank"&gt;Chris de Burgh - The Same Sun&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/800629/Ode_to_my_Family.mp3.html" target="_blank"&gt;The Cranberries - Ode To My Family&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/800580/My_Heart_Will_Go_On__Love_Theme_From_Titanic_.mp3.html" target="_blank"&gt;Céline Dion - My Heart Will Go On&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/800579/Le_Vent_Nous_Portera.mp3.html" target="_blank"&gt;Noir Desir - Le Vent Nous Portera&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinledikçe acı çekin, olur mu? :P&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-111032465544187377?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/111032465544187377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=111032465544187377' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111032465544187377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/111032465544187377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/31-gn.html' title='-31 Gün'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-110963471878699917</id><published>2005-03-01T01:41:00.000+02:00</published><updated>2005-03-01T01:52:46.086+02:00</updated><title type='text'>"Aslında Yalan"*</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Tası tarağı topluyoruz, gidiyoruz şimdi... Nereye mi? &lt;a href="http://www.safakis.tk/"&gt;Buraya!&lt;/a&gt; Sonra ne mi yapıyoruz? Önce müzik bölümüne gidiyoruz, oradaki 30 - 40 saniyelik tanıtımları dinleyip hayran kalıyoruz. Hayran kaldığımız şarkıları da sitenin sahibi ile temasa geçerek rica ediyoruz. Ve full hallerini dinleyip daha da seviyoruz... Şimdi daha pratik bir yol olarak, şarkıları direkt benden de isteyebilirdiniz ya da ben siteden indirmenize imkân tanırdım. Ama bunun nasıl bir tepkiyle karşılanacağını bilmediğimiz için, siz direkt birinci yolu deniyorsunuz ve oradan şarkıları temin etmeye çalışıyorsunuz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet, şarkıları dinleyip hayran kaldıktan sonra (özellikle "Aslında Yalan" &lt;strong&gt;all time favourites listem&lt;/strong&gt;e girmeye namzet bir şarkıdır) haberler bölümüne girerek geriye doğru gidiyoruz. Bir de ne görüyoruz? Eurovision Türkiye Finali'nden (hani denir ya) &lt;em&gt;başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz&lt;/em&gt; fotoğraflar...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fotoğrafları detaylıca inceledikten sonra teşekkür etmemiz gerektiğini hatırlıyoruz ve siteden çıkmadan önce ziyaretçi defterini imzalıyoruz... İşlem bu kadar. Hadi kolay gelsin...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;NOT: Sitenin link'ini sağ alt köşede bir yere eklemiş olabilmeyi umuyorum... Yani garip bir şekilde eklenmemek için direndi de...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*Tüm hakları saklıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-110963471878699917?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/110963471878699917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=110963471878699917' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/110963471878699917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/110963471878699917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/03/aslnda-yalan.html' title='&quot;Aslında Yalan&quot;*'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-110947531293627557</id><published>2005-02-27T05:21:00.000+02:00</published><updated>2005-02-27T05:35:12.936+02:00</updated><title type='text'>"Ben Demiştim Zaten..." Durumu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Esniyorum... Uykum, düzensizlikler içerisinde düzen tutturmuş gidiyor. Gündüz uyuyup gece yaşayan bir zombie'ye dönüyorum sanırım. Akıl sağlığım da gittikçe bozuluyor galiba. Kontroller artık tamamıyla bende değil...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlginç olan bir şey bugün hakkında: Dün tanıyor olabileceğimi söylediğim kişiyi aslında tanımıyor olma ihtimalimin daha yüksek olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Benzerlik işte, ne yaparsın? Ama şöyle bir başka ilginç nokta: D. benim tahmin ettiğim yerin çok yakınında bir yerdeymiş. Yazdıklarından öğrenmiş bulunuyorum. Bu arada bu D. de akıl sağlığı çok da yerinde olmayan birinin izlenimini bıraktı bende. Kendimi mi görüyorum onda ne? Son sürat sonumuza gidiyoruz ikimiz de bence... Hayırlısı...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir başka detay: Gene bu "yeni ama eskiden kalma" takıntım sayesinde tanışacağımı tahmin ettiğim R., sanat dünyasında adından söz ettirebilecek biri olabilir yıllar sonra... Ben de ortaya çıkıp "Ben onun ünlü olmadan önceki hallerini de biliyorum." diye konuşabilirim. :P Saçmalık işte, benim dediğime ne bakıyorsunuz ki siz zaten?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vaktimin çoğu bu ekran karşısında geçer oldu, benim ders çalışıyor, ne bileyim elimde bir kalem (muhtemelen tükenmez ve kırmızı renkte), önümde test kitapları olması gerekmez mi? &lt;strong&gt;Gerekir...&lt;/strong&gt; Kısa ve öz bir cevap! Sınav sonucunu görür gibi oluyorum, o günkü yüz ifademi de... Bir yerlere bu tarihi not edeyim, &lt;em&gt;"Ben sana taaaaaaaaa filanca tarihte demiştim böyle olacağını..."&lt;/em&gt; diyebilmek için. Dönüp bakarım o gün bu yazdıklarıma... :P&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Lustral mi alsam ne? Bu misafirlerimin beni terk edeceği yok anlaşılan...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-110947531293627557?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/110947531293627557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=110947531293627557' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/110947531293627557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/110947531293627557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/02/ben-demitim-zaten-durumu.html' title='&quot;Ben Demiştim Zaten...&quot; Durumu'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-10193343.post-110939149801452834</id><published>2005-02-26T05:38:00.000+02:00</published><updated>2005-02-26T06:18:45.603+02:00</updated><title type='text'>Misafir... Kalıcı misafir mi yoksa?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;"Silkin ve kendine gel... Neler oluyor sana?" Bunlar aslında her gün kendime defalarca söylediğim (kaç kere olduğunu saymaktan vazgeçeli çok zaman oldu) ve her defasında kendimi daha derin bir umursamazlık çukuruna itiyormuşum gibi hissettiğim cevaplar verdiğim garip sorular... Bıktım! Neden bıktığımı da çok bilmiyorum açıkçası... Ama bıkkınlık var işte üzerimde... Böyle tuhaf bir boşvermişlik, "Battı balık, yan gider..." düşüncesi... Aslında buradaki düşünce de rahatsız edicidir, değil mi? &lt;em&gt;"Niye boşvermişlik var ki bende, neyi hafife alıyorum, o kadar vurdumduymaz mıyım, sorumluluklarıma ne oldu?"&lt;/em&gt; Say say bitmeyecek sorular... Kime karşı sorumluluk bu ayrıca, onu da çözemiyorum zaman zaman... Kendime mi? Ama ben bu yollardan geçtim, önüme gelen fırsatı teptim, öyle kibir &lt;em&gt;(Kibir mi sahiden bu?)&lt;/em&gt; dolu bir edayla "İlle de benim istediğim olacak." diye tutturduğumdan beri &lt;em&gt;(Kimse suçlu değil mi yani? Bir dakika, "Suçlu yok ortada." mı dedim? Ama aslında bu da bir tür suçu yadsıma mı yoksa? Asıl suçlunun kendim olduğunu bile bile...)&lt;/em&gt; başkalarına diyecek sözüm yok. Zaten olsa da söyler miyim, onu da bilmiyorum... Tek bildiğim ben bıktım, neden bıktım onu da bulsam rahatlayacağım... Tek eksik nokta o işte, koca bir puzzle var sanki önümde tek parçası eksik kalmış, o parçanın nerde olduğunu bilmiyorum, bulursam bitecek bu eziyet &lt;em&gt;(Eziyet doğru kelime mi?)&lt;/em&gt; . Bir taraftan da sanki eksik parçanın nerde olduğunu biliyorum da onu yerine koymaktan özenle kendim saklıyormuşum gibi hissediyorum. Bendeki suçluluğun kaynağı bu olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen fazla şifreli konuştuğumu sanıyorum. Yani aradan birkaç hafta geçtikten sonra dönüp okusam şu yazdıklarımı, ne demek istediğimden kendimin de en ufak fikri olacağından kuşkuluyum... &lt;em&gt;"Şimdi farkında mıyım?"&lt;/em&gt; O da ayrı mesele ya, uzatmanın anlamı yok... Sabuklama başladığına göre, gene ben benimle olan sorunlarımdan birini halledemedim, beni bana şikâyet etmek için bu anlamsız abuk sabuk, birbirinden kopuk, bütünleştirilebileceğinden kuşku duyduğum şeyleri yazıyorum... Şey? Sahi ne bu yazdıklarım? İtiraf? İç döküş? Saçmalama? Şifreli konuşma? Kendime mesaj? Birilerinin mesajları? Tanrım, akıl sağlığımdan şüphe etmeye başlıyorum artık... Gittikçe daha bir şizofren davranıyorum galiba. Davranışlardan önce düşünce gelir, değil mi? Yani bunlar o düşünceler mi acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silkin ve kendine gel! Sen bu değilsin!!! Neysen nesin aslında... &lt;em&gt;"Ne olduğunu kim bildi ki sen bilesin... Ne olmadığını bilmeye devam et..."&lt;/em&gt; Kim demişti bunu? Tanrım, kendi sözlerim bile yabancı gelmeye başladı galiba... Giderek deliriyorum... Kaç gün demiştik en son? 45 mi? Peki şimdi kaç gün kaldı demektir bu? Oturun hesaplayın... &lt;strong&gt;Siz mi?&lt;/strong&gt; Siz kim yahu? &lt;strong&gt;Ben kiminle konuşuyorum???&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada son günlerde takıntılarım arttı. Yeni bir takıntı buldum kendime. Aslında o beni buldu da denilebilinir. Ya da gizli olduğu yerden bir şekilde, bu zayıf anlarımın da etkisiyle muhtemelen, hemen yüzeyelleşiverdi... Bir şeylere bağlanma ihtiyacı ya da bağlı olduğum ama beğenmediğim bir şeyle değiştirebilme imkânı sonucunda onun yerine koymayı seçtiğm yeni bir takıntı... Hayırlı olsun! Hem vatana, hem millete! En çok da bana... Sokakta yürürken yanımda yeterince yokmuş gibi bu takıntılardan, takılmışlardan, takılacaklardan, koltuk altıma nur topu gibi birkaç tanesini daha sokuşturup devam edeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Cümle bitti mi?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nokta koymayı unutma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Ama bu bir soru cümlesi...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- O zaman soru işareti koy...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Doğru diyor, soru işareti olmalı...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutlu olsun... Kendimle konuşmalı, yazmalı, çizmeli ilk satırlarım da gün ışığı gördü, gerçi bu saat itibarıyla gün ışığı zor, olsa olsa masa lambasının soluk sarı, aslında çok da sarı değil, hatta resmen beyaz ışık demetlerini görebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ne diyordum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Ben de bilmiyorum...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Peki, ne güzel... Bilmemeye devam et!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Emrin olur!!!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni takıntım ya da eskilerden çıkarıp bulduğum takıntım, adı neyse, yazmaya başladıkça uzuyor biliyorum, onun sayesinde biriyle tanıştım... Aslında tanıştım denemez... Yani denilebilinir de... Denilemeyebilir de. Garip bir durum... Konuşmuşluğum yoktur, görmüşlüğüm muhtemeldir, birtakım fotoğraflarını görmüş bulunuyorum, tabii o fotoğraflar onunsa... :D Ne de olsa kimin kim olduğunu asla bilemeyeceğiz burada... Bu ben miyim mesela??? Yoksa sabuklayan başkası mı şu anda? &lt;strong&gt;Neyse, geçiniz efendim, meseleye geliniz!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kızmışa benziyor, devam edelim...&lt;/em&gt; Bir şeyler yazmış, (Bana da yazmıştı.) çıkarımlarda bulundum, bu arada başkaları da bir şeyler söylediler (gerçek kişilerden bahsediyorum) ve bu yüzden çıkarımlarımın doğru olma ihtimali olabilir... D. adı... Ya da öyle diyelim şimdilik. Ve muhtemelen yakında kendisini göreceğim de... İçimde öyle bir his var, hatta içimdeki his bana D.'nin benim de çok iyi bildiğim bir yerlerle ilişkisi (iş? okul? her ikisi birden?) olduğunu söylüyor. İçimden gelen sese (İGS diyorlardı buna bir zamanlar bir yarışma programında) güveniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada RAŞ telefon etti. Yani aslında çaldır - kapa'larından birini yaptı. &lt;em&gt;Ne demek oluyordu bu çaldır - kapa'lar?&lt;/em&gt; Hayal meyal hatırlıyor gibiyim: &lt;strong&gt;Yaşıyorum, aklımdasın, seni düşündüm, bir haber ver...&lt;/strong&gt; Hepsi olabilir mi? Ben de aslında düşünmemiş değildim, hatta sanırım aynı gün aklıma gelmişti ona bir çaldır- kapa yapmak... Ama o erken davrandı... Her zamanki gibi... Her zaman mı? &lt;em&gt;Hangi zaman?&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Neyse, geçiniz...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykusuzluk yoksa uyku mu? Ya da ikisi birden... Başım dönüyor, aklım yerinde değil... Saçmalıyorum... Yeter... Kaç gün demiştik? Hadi hesaplayalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hep beraber...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Önce sen başla...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10193343-110939149801452834?l=berkercem.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkercem.blogspot.com/feeds/110939149801452834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=10193343&amp;postID=110939149801452834' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/110939149801452834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/10193343/posts/default/110939149801452834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkercem.blogspot.com/2005/02/misafir-kalc-misafir-mi-yoksa.html' title='Misafir... Kalıcı misafir mi yoksa?'/><author><name>berkercem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11662857299242366542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='13608321165296779798'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry></feed>